gittiğinin ertesi
göğün alın teriydi yağmur
ayağımın ucuna düşmüş ışığın
yekpare hüznüme sırtı dönük
radyoda hüzzam fasıl
meydanlar güvercinsiz
saklayamazdık biribirimizi
birbirimize
sen imkansızlık çiçeği
ömrümü kahrettiğim
sen ikimizin vebali
sende tekleştik
kahırlı halleriyle değil ağaçlar
sesini duyar gibiyim yazımızın
bir yazımız olmalı
bu an gibi
yarı kekre...
tozlu ilk yolumuz
çırpınıp durduk
ama bitişler bizimdi
turuncuyla üşüdük
uzak evlerdeki yaşamları özledik
imrendik sade hayatlar sarkan balkonlara
karşı apartmanın sarı ışıklı pencerelerine öykündük
vatanın her zerresine dağılsın bakışlarım
hiçbir mayın yakamaz içimden geçen türküyü
uykun var
gözlerin ağır
düşüncelerin uzak artık
yeşil
ilgisiz kalırdın ekseriyetle
kıyısız denizlerime zaten
hiçsiz bir şarkı
hiçli ağlayışsın
hiç söylenmemiş
kimselerin bilmediği bir
sona varışsın
eli açık
acılarımızın
yağmur sonrası duruluğu
kalabalık
gözlerim akşam sefası böceklerin
isimsiz romanımsın
hiç bitmeyecek çocuk şarkısı
dudağının kenarında sakladığın
ölenedek hiç yitmeyecek o bakir çizgi
bana değil gün değmemiş bir ömre bıraktığın
sığındığın tek kuytu
bakışlarını saklayan tek kaçamak
kaybolduğun sokağı arıyor kabusum
aklım mektup anılı ağaçlarda bir yandan
dargın bakışın en sevdiğim pencere
gökyüzünden kıskanıyorum gözlerini
bırak gözlerinin ucuna ben damlayayım
göğü de unutma bir yandan




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.