bir çocuk ilk kez karşıya geçti
karanlık basmadan ve adsız bir ayrılıkta
bitti masal...
iki gözümün arasında sade ölüm
ömrü ömrüm yeterse
seninle ölçeceğim...
tarihler ne kısa böyle yumuşak
dünyanın dönüşü düğümleniyor boğazımda
kahramanlar zamanı boşa harcamayanlardır
biz nerde çarmıha gerildik
endülüste kitaplar sığmadı yüreğimize bir dem
hicrette su içmeden aştık çölü
sonsuzluğumun önünü kapadı
güzelliğin
yüzüm tuluât
kalbim tragedya
hayat oyun değil ama
kirpiklerimin açılışında sabah kuşları
varlığına serenatlar akar yangınımdan
tambur taksim sonrası bir incelik bu kalkışma
vaz geçilmezliğine...
ağladı su
aksin mi düştü ki
kırkikindi yağmurlarına
suya acıyorum
sen bunu bilemezsin
gökkuşağını yakalamayı boşvermişsin
gözümde fer kalmadı içimde kan
tersine dünya... bu sefer sonsuzsan
misafir değilim aklına... devran
anlasan canım tapıyorum sana...
kim gelse karşımdan ünlediğim sen
kıyılarımda renkleri kapalı denizler
yürümeye
kıyamıyorum kendi sahillerimde
insan kendini bitirmemeli hemencecik
ayak izlerinde uzaklara adanmışlığın
yoğun yorgunluğu olmalı
hükümsüz salınır doğa
çocuklar deniz ülkelerindendir
renkli ağustoslardan gelir iç geçirmeleri
insanlığının
belki yılda bir çılgın
izinsiz uykulardan öğlen güneşlerine
gittiğinin ertesi
göğün alın teriydi yağmur
ayağımın ucuna düşmüş ışığın
yekpare hüznüme sırtı dönük
radyoda hüzzam fasıl
meydanlar güvercinsiz




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.