kanıksadığımız densizlikti o deniz
o hırçın tokadı dalgaların kaderimize
kaderimizdi kadersizlik
geniş bulvarlarıyla nefretimiz vardı
bırakmadığımız maskede
kaçınılmaz bir son sığınaktı bu
sen huysuz ağaçlı aydınlığın cazipliği
saçlarını uzak deniz martılarıyla
savururken yüzüme
kırgınım hasretine bile
gözümü hiçbir budaktan sakınmadan
devran sürdüğüme bakma sensiz
evet
asla unutmak yok kitabımızda
biz ki günün ilk ışığından kan içer
bakışlarımızın yelkenine tedirgin nisan rüzgarlarını alanlardanız
biliyorum çocukça
sen geç kalırsın bilirim
oysa ölüme randevu veremem
bekle diyemem zamana
sen yoksun ölüm ayağa düştü bir daha
sen yoksun işim gücüm yok
sokaklarda ağustos karı
bitmese diyorum bu çarşı pazar
bu kalabalık
eğik duruşluluğu hayat çerçevesinin
zamanın yaralı ortasında
ortalık yerde olur mu deme
sessizliği...
belki ince narin bir poyraz dalına bakan
telve burukluğunda
kalan benim
her zaman
hiçsiz bir şarkı
hiçli ağlayışsın
hiç söylenmemiş
kimselerin bilmediği bir
sona varışsın
eli açık
acılarımızın
yağmur sonrası duruluğu
kalabalık
gözlerim akşam sefası böceklerin
isimsiz romanımsın
hiç bitmeyecek çocuk şarkısı
dudağının kenarında sakladığın
ölenedek hiç yitmeyecek o bakir çizgi
bana değil gün değmemiş bir ömre bıraktığın
sığındığın tek kuytu
bakışlarını saklayan tek kaçamak




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.