kimsesizliğe açık bir ömrümün kapıları
sararmış düşlerimizin uğuldar kızıllığı
yalan herşey gibi o kendimizden kaçışımız
mağrur sayfalarında çağıldayışımızın
sen gibi ben olmaktan çıkmış benliğim
savruk anımsayışların soğukluğuna
rüzgarını tutamıyorum
zaman değil seni yokediyor anlamımı
ben nelere hazırlanıyorum
bakışlarındaki özleme mi
yağmurlarla gömülmek ne ki
ancak sen bilirsin
sana borcum var
yemyeşil bir düş
güneş sabaha nazlı çocuk
ağızlarda sakız bedeli ödenmemiş bitirim bir yalnızlık
yalın tuttuğum dileksin yelkovanın akrebi kovalaması
ödeyemedim yangınlarımdan artakalan közlenmiş bakışlı hakkını
gözü dönmüş curcuna belleksizliği şehrin ve ağaçların
iğrenç iğreti duruyor hayat ve güneş yüzümde
uzaklardadır tüm güzellik
yapayalnız özlenen bir hayal yandığım
tepeden tırnağa arka sokak çaresizliği çamur bulaşığı
korkunun rahminde atar kalbim
bıraktım denizlerimi karşımda güneşin yankısı
yaşadım gayrısızlığı yorulmadan ve tadarak
tam on yıl bedbaht bekledim fazla ışığını
bana uzanan ellere inmeliyim sensizliği kanıksayarak
ve bıkmadan yollardan ihtiyar bir seyyah gibi
gizleyemem nefretimi yüreğim mahvolmuş bir inziva
uçurumlarımız arttı
aramızdaki karanlığı
seslerimizle örtmüştük...
kayırılan bir rahatlıktı
yaman çöküşü yalanın geceye
gülümseme sakın hayat sararır ayrıkotudur gözlerin
kalbim konçerto ne büyük yalan
anlık görünür yaprakların tazeliği
oratoryo susar yalnız üçümüz
sen ben ölüm seçimsiz
ağrıyan yanı kabullenmişlik ayrılığı düzensiz hayatın
saatler zamana somurtkan
sonu kaldı yüreğimde tüm bekleyişlerin
öfkesi lacivert bulutlarla ayrıldık
küfrü ağır bir yalnızlığa doğru




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.