mevsimler akşam rüzgarı deniz kenarı bakışlı
geçmişi andığım an yanımdaymışsın bıldırcın sürüsü yorgunluğu gözlerimde
sana uçar ağlayışımın kör sessizliği kanatları çırpınır olmayışının yediveren ölümlerine
gözlerimde düşlemek sesini yaslanmak eski bir duvara sanki
yerlerde adagio sarımtrak hüzün içimi dışıma çıkaran
kararmış yatarsın yeşil gözlerimde idare lambası varlığınla
dağlara bakamıyorum artık küllerim çok
yosunlu taşlar gibi çepeçevre sarılıyım seninle
sen bir ömrün kuşatması fethi bir kalenin
dalgaların tersine dönüşüdür vişne çürüğü
merasime durmuş kenti yüzüme bezeyen yollar
final sahnemizi oynuyoruz sen seçkin sanatçı
gazete kırpıkları
resim kesikleri
yırtık defter kapları
sararmış silik fotoğraflarda
gizli kalmış bir ağlamak duygusu
omzumdaki elin
meyhane köşesinde çelimsiz bir adam
boylu boyunca dalgın sızmış
sanki balıklar tabağında oynuyor gülüyor kendi kendine
garsona ayrıldığı eşine bakarcasına kızgın bakıyor
tam o an istanbul'u düşünüyorum
yaz sadece güzel istanbul'da mavi entarili
o ikindi güneşi dinlenmemiş konçerto
ben balıkçıl kuşu denizsiz
anlam sözsel ırgalanma kesik
değmek sana pan flüt feryadı
neye niyetlensem hüzün tonları
ucu denize bakan sokak sarhoşluğu bende
sensizlik kelepir bir ölüm yanı başımda
koparılışı karanfilin dalından
kalbimde sokması akrebin kendini
ruhumdaki goncayı bir tek senin için yaktım
gül yanığı aşkları göze alarak gül yanışlı
kendimden geçerek şırıl şırıl
üşüdüğümdü martısızlık gözlerinden yoksunluktu
yoktun tabi senin yokluğun demek ölüm krokileri çizmekti
sabahlar aşkı düşünmeye böyle haset
elimde olsa zamana kapkara perdeler çekeceğim
hangi rıhtım şöyle hani eski vapurlu olmalı boyaları dökük
martıları düşüncesiz hani şu aklına her geleni söyleyene ne denirdi
herşeyi bırakıp gideceğim mavi boşlukta
seni terkedeceğimi adım gibi biliyorum
ölümün beni çağırdığı loşlukta
sadece seni pervasızca anımsıyorum
otel odaları kimliksiz yolculuklar sahipsiz sevişmeler
sabah yolculuğum
kuşların barışması kentle
bu ağaçlar hışırtılı samimi
bulutlar oyun oynamaya başlıyor güneşle
yüzü ağarıyor caddelerin
hayat iş güç telaşında
ümit dalgın gözlerin beklemesiyse yarınları
sen yarınların beklenecek sınırsızlığı sus pus




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.