akdeniz güneşi ezik
rüzgarına gidişinin
bütün saatler gittiğin saat
bütün Adana gittiğin o sabah sislisi Adana
anılar acımasız yumruklarıyla toz eder
boğazımdaki hırçın kayalığı
akşam kokularıyla umutla koştuğumu anımsasan
sınırlı şu zamanda içinden hayalin yürüyene
hay huy içinde heyecanı söner tüm kavşakların
belki ağaçlar şaşırır belki kuşlar uslanır
belki bu son eskimeye karşı koyuşuma
yine de yaşamak isteğim direnir
piyanist elleriydi kankardeşim rakı
gözüm yine yol çekiyor minik kuş
gözüm seyriyor
paris barikatlarında yoksulluğun gücü dalgakıran ezenlere sen
bir çırpıda anladım değişimin hemen olmadığını
dinlemeyi öğrendim bağrımda komün ateşleri
bir temmuz öğlesi Ankarası gibiydi
tebessümüm...
kaldırımlar yetmezdi adımlarıma
yollara taşardı ayak seslerim
ben bir tek senin için yürüdüm bütün bir ömrü...
eskimiş yaz günlerinden kalma bir
temmuzda aldım aramanın tadını
yokluğun şımarmış gecelerin efendisidir
itinasız günlerimde yitirdim itimadımı
yokluluğunun da ötesinde tadımlık hülya
akşamları benim için severdin
unutmamaya çalışma işçisiyim seni
kuralsız ve acemi deniz büyüyünce içimde
sanrılarına da okuyacağım bu şiiri
tanı bu şiiri
tanı ve anla
kaybolacağım
küçük bir kasaba çarşısını anımsatacak bedenim belki o sadeliği bile bulamayacağım
kıskançlığım atılmayacak kollarına
yok olacağım




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.