sararsın alevlerimi
ölüme bir şey bırakmaz gözlerin
öfkem bir sana söner
bilirsin
iç rüzgarım kırılır
erik çiçeklerinde yağmur
nasıldı tangomuz
nerdeydi yağmurun ritmiyle yüreklerimizin ıslandığı
istanbul ilk defa küskün duyuyor musun vapurların acı çığlıklarını
ben martısız vapurum
sen vapursuz martı
çigan boğazın suları güneşle
saçlarımda sırılsıklamdın
ve daha bir zamanlardın
aşağı yoldan bir yılan gibi
kirpiklerimin ucuyla usul usul
ayaklarının altına serildiğimle
kaldım
Sayrılı Kahkaha
kıt kanaat kalırdık yanyana
kırlangıçlar sanki yağmura korunaksız
akşam sızıları turuncu aydınlığının
uzak yakınlığının katili
tek çıkış yangınıma körük
zifir öykümde en ufak çıtırtı ölüm
yağmurun ilk damlası çingene
dönüşü olmayan yol mızrabım sensiz sessizlik küfürbaz
gidişinin ıssız toprağında bir çentik gözyaşım savurgan
kendime az
ölüme fazlayım
kendimdeki kendime zarardır eksikliğim
sendeki fazlalaşan gökyüzü bende azalan bir yağmur şimdi renkli dünyalı ter tuzlu
herşey herşey değildir aşkta
yolun başında olmaktır çünkü tad kırıklığı
ağladım ama yarıda bırakmadan şarkımızı
bozukmuş makamlar yeknesak
olsun! ...
gelişinle bir bütündü aşkım
gidişinle yarım
seni ne çok sevdim
durgunuz işte
durulduk aşklarımızla
farklıyız artık
yüreklerimiz hazır farklı maceralara
her yeni insan yeni bir macera
en basit tanışma yaşamla ölüm arasında nasılsa
gecenin ortasında bir köy
yalnızlık uyumsuzluğu
uyumsuzluk yalnızlığı
yıldızlar isyankar geceye
köy beyaz bir taş
yıldızların asi çocuğu
gün yarı ışıktı
yolun tanıklığı an kesiti
kimse tanıyamaz yüzümü...
geçip gittiğime
sadece pencere önü çiçeği alışık
o da ben ben olduğum için değil...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.