sırım gibi ağladım kaldım haydar paşa'da
utandım haliç bana bakıyordu içine kapanık
çok dişli gülerdik ışıklarımız cebimizde dolu dizgin
karaköy'de seni çıkarıp attım gemilerin boğazı düğümlü
ayşe yan yan bakardın dişlerinin arasında mutsuzluk cigarası
kabataş'ta attın beni gömdün istanbul'a yolcu vapurları
bittim işte
yapraklar sonsuzluğa bolero
lodos sabahlarına adanmış gözü sulu öykülerde kokun
ihtiyar adımlarımda daima silinmemiş ruj lekesi
başıbozuk andelip çığlığı deniz kıyısı güncemde
bakan değil böyle gözlerim
yapraklar değil böyle hışırdayan
anla bu sensin işte…
kıyılarına vurdum tanınmamış kurtlar sofrası
tepeden tırnağa istanbul'dum adalar vapuruyla hoşbeş
akşam nasıl gelir nasıl giderdi soran olmazdı kuşkulu
yalın ayak boğaziçine aşık pejmürde sallapati hırtoğluhırt
beylerbeyi'nde anlaşılmamış bir yalı acısı sızım sızım
kanal kanal yalar yüzümü beykoz'da bir kızın gerekçeli intiharı
adres listesinde kem gözlerin çığrış çığrış
zincirleme ad tamlaması bitmeyen ekinoksumsun
çalıp söyleyerek ağırlıyorum yüz çevirişlerinin nazını edasını
örümcek ağlarıyla örülü saçlarım yokluğunda
parmaklarının sekişli çıkarsız
ölüme tertemiz pak harflerimle dokuyorum garipliğimi
ben yazdığımla kalmam
istanbul kazandibi ben tatlı kaşığı
tarçınlı bir gökyüzü yağışını anımsa
yazdığımla kalmam karabatak gibi batarım sayfalara
elimde 0 grubu pozitif mürekkepli
piyer loti'de demli demli güvercin uyuklamaları fasıl fasıl
yaz mevsimi sundum çamlıcalı sek menevişli sevinçli
kadıköy akşamlarında üşümek gibi ağlamak ardından
sarayburnun'dan esen rüzgarla sarhoş martılar gibi içli
bahariye'de öğle üzeri şarkı dinlemektir seni beklemek
çetin ceviz açlığımla çınaraltında huzursuz özlerim saklanışını elden günden istanbuldan benden yaramaz
artık paşalimanında sadece yalnızlığım aldırmaz afacan
istanbul'a açılsam galata'dan
şöyle unkapanı'nda çaresiz sevgili aymazlığında
haliç'e gömülsem pul pul ışıklarıyla sabahın
karaköy'de balıkçılarla oynaşırken kediler
üşüsem çay içsem seni düşünerek
ve desem ki
yağmur renkli paltomda akşam kokusu
yolda bastığım hayatımın dalgası sırık
gerdanına dokunsam gözlerimin buğusu
karanlığı deler şu birikinti su ışıması
sevişken cesur tutkulardayım bir ölüm pısırık
ada vapurunun arkasında martılar
ada vapurunun arkasında bir martılar
bir de bakışlarım kaldı
yalnızlığıma takıldı kaldı




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.