güz ufukları gibi durma karşımda
inan
sokulgan alevlerim yakmaz ellerini
bazancık da olsa başkalarına hiçbir şeyleşemez misin
sırf benim için ama
sorular sormalısın benimle ilgili
tadılmamış ölümlerce son duraklarımı yaşıyorum ilk gibi
kent içine kapanık pencereler sağır dilsiz yılkısız sabaha
senin unuttuğun benim anımsadığım üşümüş yıldız gibi
bakılmamış gökleri bırakıyorum gömerek kendimi sabaha
esinlenince iyilik dudak büküşlerinden
ılık bir şefkate dönüşürdü mevsim
ayak izlerin beyaz bir kumsala giderdi
kan lekeleriyle uslanırdı iç çekişlerim
uslanmazdım ben
sevdam belki sonsuzluğa fit
Saçlarına Dokunalı
kucağımda akşam kuşlarının yuva özlemi
yokluğun
herşeyi bırakarak kitap okumak kadar sancılı
dudağını gizleyerek kirli bir Mayıs yağmurundan
dün:
takıldım kaldım dışarılarına
içerinde yoksam zehir zıkkım
büyür bohemliğim
büyümez zaman gözümde
şarkılar bırakılmaz eğer zaman donduysa temmuz gibi
temmuz aşk üşümüşlüğü tedirgin sıçrayan uyku gibi
kesitlerimde belli belirsiz sen misin ne çocukluk ağacı
denize atlayan genç umarsızlığı o geçmişte aman ne acı
çello susmaz yüzü peri masalı güzeller güzeli bir sevgili
zaman ölü ceylan alnımda
aşk gündemli çocuklarımız yok
sabah artıkları topladım saçlarına
sadece ikimizin sonu hırçın tüm günler
gizleyen sus payını acılarımızın
anlamak zor zehirlenmiş anılarımızın
bilmediğin güneşlerim var
ıslak kaldırımlara vuran gün sıcağı
bilmediğin anlayamayacağın
saatlerimi kurdum
sensizliğe uyuyorum şimdi
acılarım şımarık mı şımarık
tuhaf bir tutku bu
içim dışım gebe yıkımlara
gece kondu tutması
plansız yakalandım aşka
olanaksızlığımla mimarisiz




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.