yağmurları kovaladım çocukluğumda
gemilerle kaçmak istedim uzak adalara
korsan gemilerin macera perest kahraman miçosu
sarhoş olmak istedim büyük adamlar gibi
çok güzel sevgililerim olsun istedim
büyük aşklar yaşamak istedim onlarla
aştım aşılmazları sarsıntılı biraz bulanık
gölgeler yandı içimde dayanamam gayrı
sular seller götürür evlerimi belki yanık
ihtimal ki şehirlerimiz aşık ülkelerimiz ayrı
senden alamam verdiğim bakışlarımı ürkek
gözlerin düğmeleri yüreğimin
bakışlarınla iliklerim açık yaralarımı
sonsuzluk iki tanedir böylece
yalnızlık bir...
sonsuzluk iki kere kahve rengi
nehirler aramızda eski kavak ağaçları
somun gevreği sabahları ellerimiz titrek
güvercinler sızarken dışarılara çatılardan
buzlu camların ardında menekşe çay bahçesi
kireç badanası kokulu bahçe duvarları
gece sızıyor gözlerime
bu evren benim değil
kaldırımları ülkem yaptım
tek derdim sonbaharın üzdüğü
yapraklara basmamak
baktığım an kan
baktığım yer sen
gördüğüm bu deprem bu kargaşa
okul yollarının tozlu dumanlı nazlısı
sevilmek için yaratılmış tek gelincik
ellerim sana yasak
müthiş sardın yavru köpeğim şimdi benliğimi
iki parmağımın arasında yanağındaki
kirpik taneciği
su bardağında soğuttuğun açık çayın
ve şehla iki kahve çekirdeğin alırken yorgunluğumu
elimle güneşi tuttum
kimse inanmadı
ağrımı ateşe attım
ateşler ağladı
geçmiş geçmiş değildi
ama gelecek geçmişti
soğuk ikindilerimi özlüyorum yeryüzüne yakın davranan
o zamanlar daha yoksullaşmamıştım kirpiklerimin gölgesinde
sana kendime sen ve kendim sandığıma da...
yalan söylemezdi turunç ağaçları ve orda yaz balkon güzeli
ılık sularla arınırdım göz tuzlarımdan cahildim
yeşile keser intihar
o kumral belli belirsiz dakik
kalbim kumruya kesmiş bahar
gözlerin mutluluk odası akik
tane tane tanemsin herşeyim




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.