bugün öğlendi
gözlerimin kılcal damarları
bir güz bataklığı kadar gündüzlere küstü
serin ölümlere alışmak istemiyorum anla
ben uykusuz ölmeliyim
tanrıya sana taptığımı ispatlarcasına
başbaşa kaldığım sırasızlığımda çisentisi hayal meyal
kar çiler havada keskin duman kokusu hayırsızlığın
dileklerim yüzüme çarpan sadeliğine kahverengi günler
en büyük demagojidir ölüm kendini bilmeyene esinlenmemiş
asık suratlı akşam kadınları biraz ucuz parfüm çok çok
güdüsel boşalmalar
ertelenmiş tüm yağmurlarımı
sereceğim ayaklarına
çocuksu güleç fakir mi fakir
sevdan bende hayallerimde
uçan bir halı eteklerinde özlemlerimin
bulutlara bakıp bakıp
seni hep sabah yağmurlarıyla anımsıyorum
üstünde yeşil yağmurluğun
dişlerinin bembeyazlığıyla
saçlarımız çamurlarla dost
sapı kırık şemsiye evimiz olurdu
sınırlarını çizemem güzelliğinin
yağmurdan kaçmak belki
sığınmak kuytularına sıcak deniz maviliği anımsayışların
her cadde başında gidişinin yorumsuz delirmişliği
her köşede annesine ağlayan çocuk yalnızlığı
sırra kadem basar sessizliğin yortusu içimde sensiz
ay vakitlerinde eskirken kent
yarı aydınlık bir açık renktin
seni görmedim hiç çünkü
tanımadım
yokluğun bile yok
sen yok musun? ...
saklambaç oynadım seni kazanmakla
saklandım seni kaybetmekten
meydan okuyarak deniz aşırı yokluğuna
çocuktum ıslak kirpiklerimde sesinin çağlayanı
her damlası
ışıl ışıl
su berraklığı istemedim senden
belki birazcık bir şarkı kırılganlığı
hakkımız değil miydi ki çaresizliği
bir ezginin yalnızca ve yalnızca
bizim ayrılığımızla var olmuşluğu
dudaklarımda bıraktığın bu en büyük alışkanlık
samanyolu çıkmazı kalabalığım süt beyazı kanatlarında özgürlük arayışlarının
kendime özgü kaçışlarımda müziğim oluyorsun bitmezim çocuksu salıncağım ıslanmışlığım huysuz aldırmaz
sahne kapandı şarkılar bize küs latin bakışlım
dünyayı sarar aymazlığı göksel güncemin şaşkınlıksız
kelime oyunudur hayat şarkılara inat oyunun kuralı bu heyhat kırkikindi yağmurlarına kaldıysa işimiz
yüzyılım oluyorsun dahasına yetmez gücüm direnci anlayışımın
ben böyle kırmızı solurken uzaklığını
böyle kırmızı sen içimde şırıl şırıl
beyaz gölgesi bulutların gözlerimde bakışlarını bıraktığın
bak sen istediğince şiir şimdi parmaklarımda ellerimde yüzümde kalemimde defterimde...
uzakların kızı kızıl uzak özlemli ben/ sen ancak bakışlarınla benim
yastığımın altına sakladığım bakışlarınla ancak benimsin




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.