gölgeler mahalleyi teslim alınca
pencere kenarlarında gezinir umutlarım
evler bir adama benzer
odalar bir hayat görür
ben hep kabullendiğim çocukluğumla kalırım
arkadaşlarım büyürler durmadan
seher serinliğiydi tumturaklı
sabahı omuzlarına döktüm
saçların güneş gibi pasparlaktı
bana bıraktığına tutundum acım koktu
benden başka herkeslerden gizlediğin
tebessümünün yamacında rastladım
sesi kısık kaldırımların
gözümde küçüldükçe dünya
şaşıyorum kalbimdeki tortuya
unutkanlığı unutan benim
güzelliğinin karşısında...
sesin uzağımda
soluğun
ama ben yakınım her şeyine...
uykuda kayboldum
boğuldum karanlık bir odada
martılara bakıp not tuttum
yakamozlara dudak uçuklattı günlüğüm
uykularım denizlerine aç
yastığımda gözlerimden damlayan gözlerin
bütün çağlayanlara ot yolduran
dudaklarını arayan bu benim
yazdığım şiirleri unuttum
ceplerimde göç mağduru kuş yemleri
bıraktığım sözcüklere
dönüp bakmıyorum
bir kere bile
artık herşey gri bir yağmur bulutu
biçimsiz kaygılar çağından geçtiydim
defne yaprakları saklayarak
arasında anılarımızın
yaşam vadisinde uçurum vadelerimizle
paylaşıyoruz nefes alışlarımızı
umutlarımızın üstü çizik
acemi solurduk havayı
usulca giden gölgelere bile bakmaya sanki erken
kurtların kente inme vakti uykuya düşkün
unutulmuş kasaba pazarlarında kaçırdık aşkı
aslında aşk değil imkansız olan
eskiyi yaşamak mümkün olsaydı...
akşam ağlarını ördü
yoluna kederin
neye uzanayım diye sorarken
kendi kendime
uzak ama berrak
gülümsemeler uğrağına çakılı
sözcükler iş bıraktı
sesler yorgun
harflerin kılı kıpırdamıyor
tek iyimserliğim
tek beklenti kırıntım
saklarım sana




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.