yolluğum türkülü
ekmeğin tadıyla salınır uzak ağaçlar
kalp ağrımda...
yaklaşan seslere yakalanmadan
bir nefes daha alacağım öykümden
yaslı kumrular gibi indi akşam yanağıma
yaklaştığım araf yüzlerde yokluğun hükmüm
el ayak çekileli yüzyıl olmuş düşlerimden
akşama nispet bekliyorum diğer akşamı...
sesimi kaybettim dünyaya uzak bir kış ortası
rakımda koyu sırıtkan iç ısın
içini çekiyorum içime
ben öylesine masum bir lütufum şımarıklığına
bulutlanmış kadehlerin tok sesinde
ah bu akşamlar olmasa
çağla dalıyla gelirdi kış
su renkli havada koyun koyuna
gençliğimle saçlarının yan kısmı
aşka aşkla tutunmaktı tek dürüstlüğüm
gerçeğe hiçbir gidişin yakışmazken
ömre ayak direyen kavak ağaçlarıydı
bıraktığın yerdeyim incecik susuşumla
tutsaklığımda ağar yeryüzünün tüm acıları
çağlar boyu sana koşuşumla
ağlar imkansızlığın kapanmaz yaraları
sonrası yok baktığım zamanların
anıları unuttuk mu güzelim
bu anı anı olmaktan çıktı mı yoksa
zamana ihanetttt!
sebebimsinnnn!
ışığı aramaktı olanımız bitenimiz
yüzyılları biriktirdim sana
kış yağmurlarını kumbara yaptım yüreğime
üşüdükçe özlüyorum seni
hangi kıyısındayım gülüşünün
özlemler yorgunu sözcüklerimde
arı duru yaz çiçekleri
seni de değil
şöyle bir anılardan gelip geçişini özleyen
her zaman parçalarım bulutları nerden bileceksin
güne ben veririm maviyi aklına ne gelirse
alıcı kuşlar bana borçludur daima yüzüme gözüme sinmişliğin
filizkıran fırtınalarında bir asi çalıyım savrulmayan
acılarım göç haritasıdır aşkımın
bir de bakmışım dal budak salmışım
senin farkında bile olmadığın yalnızlığına
gelsene ya çekirdek çıtırtısı bakışlım
küsme adımlarınla kısma ah o rimelli güzelleşmeni
kısık bakışlarınla esrikleştim kendimi buldum kapkara
etnik bir yanı var aşkımızın uluslaşacağız seninle




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.