hangi kıyısındayım gülüşünün
özlemler yorgunu sözcüklerimde
arı duru yaz çiçekleri
seni de değil
şöyle bir anılardan gelip geçişini özleyen
her zaman parçalarım bulutları nerden bileceksin
güne ben veririm maviyi aklına ne gelirse
alıcı kuşlar bana borçludur daima yüzüme gözüme sinmişliğin
filizkıran fırtınalarında bir asi çalıyım savrulmayan
acılarım göç haritasıdır aşkımın
çiçeklerimiz vardı sırf yaz akşamları için
sen onları sevecektin sanki kalbimi sevecektin
güneş başka diyarlara göç eyleyecekti bu bizimdi
bizim kentimiz bizim kentimizin suskunluğu
susuşumuzla öpüşecektik yok edecektik ufuksuzluğu
sen balkonumuzun iplerine mandallanmış şiir taslağı
dargınım haziranlara
kendinden emin yeşillerde kemane taksim
derinliği var şarkılar haziranlıysa
haziran öğle sonralarında sığındım kaşlarının köprülerine
seve seve sığındım
yağmurlarına red edişlerinin
yeşermiş sürgün yerisin tabutumun
(son bir gayretle siliniyorum hafızalardan)
gecenin kendi kendini kandırması değil
tabutumun yeşermesi güneş salkımlarına karşı
dileğimdi akşamüstleri kanamak
ağır usul seni unutmak ihanettir yaşama
er kişi korkmaz rezilce ölümden aşkkkkk
bilekleri kesik bir suya düşlerin
en acı kanı yalnızlık senin sürtüklüğün
varoşlu bir arzu
bir de bakmışım dal budak salmışım
senin farkında bile olmadığın yalnızlığına
gelsene ya çekirdek çıtırtısı bakışlım
küsme adımlarınla kısma ah o rimelli güzelleşmeni
kısık bakışlarınla esrikleştim kendimi buldum kapkara
etnik bir yanı var aşkımızın uluslaşacağız seninle
kapımda karahaberin
kimbilir hangi dağ doruğunda bıraktın gülüşünü
tuzağa düştük ey yar
mutluluğumuzun eşiği münzevi
tuzağa düştük alın yazım gurbet türkülüm
kara kış geldi kapımıza dayandı
kısa bacaklarımla uzun koşardım
çimenler rastlantılaşırdı ardından herşey
bir sen tesadüf değildin hayatımda
filmler izler romanlar okurdum
ben hep piyangoyu kaçırmış şapşal oğlan
kısa bacaklarımla komik koşardım
sokakları aklım süpürürdü
halim selim saatlerde çöpçülerle haşır neşir
haksızlık içeriğiyle anlamsız adlandırılmıştı
göğün kaybedilmiş yakınlığı kriz mevsimsizliğiydi
çeşni yaptık ardından ağladığımız yavru kuşları yuvasız gözyaşlarımıza
oysa aşk yere uzak göğe yakın durmaktı akla inat




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.