yazarak da bitmezsin belki toprağımda böcek
belki saçlarımın otlara dönüşmesi seni aramak
tüm varyeteler sustu ömrümüzde sarnıçlar gibi sonbahar yorgunuyuz su götürmez
aklımın mı dilimin mi ucundasın özgürlük dilinde
kırlarda koşmuşluk yangın mısın yoksa elimde demet gülüşlü
çocukluk anıları misali gözlerim buğulu gidişine dargın
pastırma yazıydın kalbimin
olmuş gibi olmamış olan hiç
adres defterimde saç telin gurbet akşamları
saatlerim suslusepken ziyan
hesap sormak bize gelmez maskaralığa karşı
yaz yağmurlarından anla
sabahın köründe bir kente girmek
uyanmaya kahırlı evler
işçiler tersine dünya misali güçlü
sokaklarda çocuk yok
otobüs garlarında arafta kalmış yolcular
o anda hiçbirşeyi düşünmemek
ortalık yerde sevişen kumrular gibi
aradım seni kıyı köşe
sen benim kıyılarımda seyreden yolcu gemisi
güvertenden el eder durur bir sevda kelebeği
bana demir attığın an nikah memuru sanki çımacılar
martılar konfeti çığlık çığlığa
ağaçları karlar kapladığı zaman gelirdin
üşümek nedir bilmezdik o zamanlar gedik dişli
saçların ipek gibiydi yavrucum soğuğa sığınırdık
gözlerindi tüm ruhumun eldivenleri
en çok da su bardağıyla açık çay içmek sırıtırdı üzerimizde
suç işlermiş gibi öpüşürdük unuttun mu
yalnızlık iklimindeyiz tüm fasıl
bulvarlar boyu yağmur dolu ceplerimiz
gözlerimize ağır ağır vurur istiridye zamansızlığı
akşam dalları gibi uzar kollarım
yokluğun kasaba yalnızlığı
korkuyla ararım yollar boyu
geceyarıları saklambaç oynarım
sen harici tutunacaklarımla
kovalamacadır sabır taşlarıyla aramda
arayışların iyimserliği
başdöndürücü bildik umarsızlık bu
hayata olan borcum sensizliğim
kapımda karahaberin
kimbilir hangi dağ doruğunda bıraktın gülüşünü
tuzağa düştük ey yar
mutluluğumuzun eşiği münzevi
tuzağa düştük alın yazım gurbet türkülüm
kara kış geldi kapımıza dayandı
sokakları aklım süpürürdü
halim selim saatlerde çöpçülerle haşır neşir
haksızlık içeriğiyle anlamsız adlandırılmıştı
göğün kaybedilmiş yakınlığı kriz mevsimsizliğiydi
çeşni yaptık ardından ağladığımız yavru kuşları yuvasız gözyaşlarımıza
oysa aşk yere uzak göğe yakın durmaktı akla inat
kısa bacaklarımla uzun koşardım
çimenler rastlantılaşırdı ardından herşey
bir sen tesadüf değildin hayatımda
filmler izler romanlar okurdum
ben hep piyangoyu kaçırmış şapşal oğlan
kısa bacaklarımla komik koşardım




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.