saçlarında kırpışan gün ağarınca umudumda
kırılganlaşır sayrılıklarım daha da
kuru kış soğuğu caddeli
ağaçsız kuş yalnızlığı şefkat görmemişçesine
içimde göğerince tuz basılmışlığıyla yaralarımın
kuşsuz ağaçlar kadar fakirleşir yok olmak duygusu
göğsümüzde dururdu su
bolca öykülüydük
gönencimizle okşardık uzak dağ kuşlarının
yeryüzü sevdasını
ne biz üşürdük ne gölgemiz üşürdü
bolca öykülüydük
beyaz bir çiçeği üstüme örtüyorum
ne desem düşlerime dokunuyor ucu
uzayan öykülerle sıkılıyor canım...
ölü renkler doğuruyor şımarıklığın
yavan kuşkularında
tek gerçeksin
amaçsızca peşine düştüğüm
yüzün
lambaları yanık tek mütevazi ev odası
biliyorum
bu rıhtım sisler arasında kayboluyor
herkesin yüzünde aynı yağmur
benim yüzümdeki bensiz
ben yağmursuzum
yağmursuzluğum sensiz...
sancım sancıdan ayrı
tutuşturduğumuz ötelerin ötesindeydiniz
can-ı gönülde
pınar kaynağıylaydı derdi temmuzun
pir sultanın sazında
kırık tel kadar mağrurdunuz
ve aziz nesinin sevdiği türküde
Ayrılık İlahileri
o bitmez sadece başlar
eşyanın tabiatına aykırı
dört mevsim görmemiş ağaç
yedi iklimden hangi göçmen kuş geçmiş
iyi geceler göğün isyankar kızı
içimden sevgilim geçer gibisin
kutup yıldızım benim
sana seni özledim demeyi özledim
hiç kullanmadığım bir cümleyi
bırakıyorum bana buruk kalışlarına:




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.