karşılığını almayı bilmeden karşılıksızlığın
sen benim en acı oyunum
karşılıksızlığım
nereyi sevsem çocuk parkı
neyi okşasam öpsem
beklemek başlangıçsızlığı
hüzünle bezeli sözcüklerden arınıyorum
gizemli derin yaz mutsuzluklarına seslenirken
kabullenilmemiş yalnızlığındaki
acından damıttığım bu ölüm serinliğine alışık
gözlerindeki sönük bu yaşamak istenciyle tanış
ve çocukluktaki yağmur sıkıntılarıyla geliyor
Korkuyorum Haklısın
korkuyorum haklısın
ama mavi ergeç yerini bulur bilirsin
takılsak da bu humuslu kurşun yumağına
ben ne şiir ne şairlik peşindeyim
idareli harcıyorum ara sokak yazlarımı
sesinin gölgesinden kalan
ruhum traşsız zencisiyim uzağının da
kör bir sağanağın ortasında menzilsiz
ürpertimde kalan yaralı soluğunla
avutuyorum incinen yorgunluğumu...
ben
sığamam
gece ile gündüz arasına
sığdıramam ellerimi gökyüzüne
caddeler yetişemez adımlarıma
yüreğim çarptığı an zelzele yeryüzünde
işte bıraktım
kendini saklamalarını
ben gizinde kıyameti buldum
yorulmadım
belki gülüşün
beni
elveda sevgilim
hüzünlü kantom
iç geçirten senfonim
hangi kantat oyuncağımızdı unuttum
yağmurlarını unutkanlığıma
sessizliği ilk kırşehirde sevdim
ve güzelliği sesimde kaybolmadı hiç...
sessizliği tanımak başka… sevmek başka…
kırşehir'de ikisi de aynı...
saçlarının kokusuyla
kır yorgunuyum
hiçbir ayın derdinde değilim artık
düşünülmeden yaşanılmış mutluluklar
çeksin giden ve gelmekte olan yazın derdini
kışlanın ardında
bir ince türkü
yazan:el
okuyan:dil
gönderen:bil




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.