zaman ölü ceylan alnımda
aşk gündemli çocuklarımız yok
sabah artıkları topladım saçlarına
sadece ikimizin sonu hırçın tüm günler
gizleyen sus payını acılarımızın
anlamak zor zehirlenmiş anılarımızın
bilmediğin güneşlerim var
ıslak kaldırımlara vuran gün sıcağı
bilmediğin anlayamayacağın
saatlerimi kurdum
sensizliğe uyuyorum şimdi
acılarım şımarık mı şımarık
tuhaf bir tutku bu
içim dışım gebe yıkımlara
gece kondu tutması
plansız yakalandım aşka
olanaksızlığımla mimarisiz
bittiğim yerde başlar suskunluğun
kar sularıyla göğerecek hüznüm ara bir sokakta
senden bunu da daha iyi biliyorum
kırık dalları anılarımın
sensiz tutunduğum toprakta
çırılçıplağım...
dışarı çıkmak istemem içerimden
nisan serabısın acılarınla içimde
grilerin çizdiği yeşil bir dünya olmalı
kendi kendime uydurduğum turuncu sıcağı bir şarkı
saçlarının ortasında uçsuz bucaksız bir ovaya benzerken yüzün
kan sesli bir sözcüktü adın
aort damarımda
gayya kuyusundaki son damla kadar
eşsiz...
kalbime kan değil
intiharsın özeleştiri ölüme
serseri dinamitler ihtiraslı
çare midir çözüşsüz düğüme
şarkılar olmadığınca hırslı
celladıma seni ısmarladım
aya buluta yağmura yaprağa öykünürdük
bir öykünemedik mutluluğa densiz nedensiz
kişisel sürtüşmemizdi yol yorgunu halimizle
ufka şafağa bakıp hayra yormadığımız kavuşmakla
urlu bir şişkinliktir aldatmaca binbir yüzlü jilet kesiği
cam kesikleri siluetimin ahmak ıslatanları bakışlı
donuk ve uçuk kaçık yaprağını aldım
dudak ısırtırsın kalbime yenik düştüğüm
ne rakı sofrası salaşlığı
ne laciverdi düğümlenme dudaklarımda
yıldızlar batar boğazıma




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.