son demimizi de aldık yaramızdan
Ferhat hani nerde gürzün
kalbimi nerden parçalayıp böleyim
sunmak için o'nun boşluğumla
öpüşmelerine
ben kendime az
ölüme fazlayım
kendimdeki kendime eksikliğim
sendeki fazlalaşan gökyüzü
herşey herşey değildir bunu anladım
yolun başında olmak tad kırıklığıydı
kumrularımız eksik olmazdı düşlerimizden
simit ayran kırığı
ayaklarımıza dolaşan bu öğle sonrası bitişli
şairliğe özenirdim
ben aslında aynı şeyleri şiir sanırdım
aslında ben seni sevmeyi tekrarlardım
çok eski bir ağustos öğleninden gelmelisin
ılımış bir gölet böceğinde kalmış yalnızlığıma
ölüm düşüncelerini bıraktıracak denli sevecen
buruk tatlardan kopmalı yüreğim
üzeri örtülmeli amaçsız tüm bekleyişlerin
öyle ki sırf bana gelmeli sırf bir de gülüşün
son yağmurlarda
sıkıntıyla terbiye oluyor ruhum
sulu boya ufuklarla eğlerken şiirimi
elimi uzatmaya olmuyor dermanım
serçeler kırıntı peşinde
ben durak durak tanıdık bir geçmiş
güz ufukları gibi durma karşımda
inan
sokulgan alevlerim yakmaz ellerini
ümidim olmasa taşır mıyım
kızgın nehirlerimi gözlerime
gökyüzüne yansır sesinden kalan
tortulaşmak istiyorum şu kokunla
acılarımın aynasındaki çığlığımı
şaşkınlığın duysun sen sadece bil
şansın yok yalnızsın gidişin tek
çiçekli pencerelerden
görünmezdi dışarısı
içerimdin soğukta
hayalin de üşümesin diye
çıkarmazdım aklımdan
ilkyazlı gidişlerini de
beyaz yalanlı bir masumiyettir romantizm
sapsız bir çiçek gözlerinin gülüş anında
senli olmaya hevesli ölmeyi bilerek
bir güne sonsuz kere yabancı kalmaktır
yoksan kendinde ve bende...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.