andan hızlı geziyor özlemin
göğsümün içinde
hangi asi bulut
nasıl avutsun
kanını düşlerimin
özlemin hedefsiz bir mızrak
yıldızlar uzak limanlara
sen yokluğa var
sokaklar saklanır kente
ben evlere hınzır
yağmur iner odasız sağanak
sen
beynimin kıvrımlarındaki ince lal yara
bedenin aramızdaki tek vahşet
ben
çilekeş sırma çocuk
öykümün ismini koymadım
bari bir başlık bul ölüşüme
yalnızlığımın eli açık
ve hâlâ hayret ediyorum
bölüşüme ekmeği
hayat bönlüğümün önünde
saklama gözyaşlarını kalbinde bana da bir yer ayır
insan hep yorulmaz bir ufukla sonsuz bir ümitle yaşar
sanma ki güzel günler kenarı yırtık resimlerde sararır
aşkla tutuşan her ömür bir gün mutlaka yeniden harlanır
gençliğinin çılgın vapuru kimbilir hangi rıhtıma sarılır
saklı bir ömürdüm senlikte
ilan edilmiş ölüm diğer anlamıyla
eşsesliydik aşkta
eşanlamı ayrılığa çıkan
iki ucu keskin bıçak gibi
en kötüsü ikilerdeki yalnızlıktı adımız işte
Ne Fayda
düşünle gelir
güneş pencereme hıh...
gelir... nolur ki...
Ne Fayda
düşünle gelir
güneş pencereme hıh...
gelir... nolur ki...
cehennemî özlemidir korkalığın cesaret
sana ünlediğim vakit ünsüzleri atılmış alfabeyim ıssız
noktasız konuşur hasretim beklemek durağan
ağrılı bir üşümedir hatırlamaya tutkun içimde susmayan sirenleri şehrin
dışarıma yazdığım içimin çiğlikleri sensizse istanbul hatta türkiye hatta dünya
işten atılmış bir emekçidir sana ayırdığım üzüntü
bir yalandı ağız tatlarımız gibi
ilk yaz fırtınalarının sırrına bir uçurtmalar varırmış
bizse mahzunluğumuzla üstünü örtmüşüz hep meğer
dilbaz sevdalarımızın uçuculuğunun
en küçüğünden en büyüğüne
ölümsüz sandığımıza kadar




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.