günlüğüm oldun
yazmakla bitimsiz
dağınık dünyalarımın derleyicisi
gecesi derlenmiş rüyalarımın
rüzgarı yoran o saçlarına takıldı hecelerim
sar beni kumral ormanına
sapak yolların oğluyum
kendini bilmez sabah yağmurlarıyla yıkadım
gönül penceremi
durulduğum sulardan sor uykusuzluğumu
deniz kızı saçlım
bugün öğlendi
gözlerimin kılcal damarları
bir güz bataklığı kadar gündüzlere küstü
serin ölümlere alışmak istemiyorum anla
ben uykusuz ölmeliyim
tanrıya sana taptığımı ispatlarcasına
canım sıkılınca
evlerin son temaşasına özenirdim
yol ortalarında olanları paylaştın benimle
gerisini ise zamana bağışladın bence
muammalı balkonlarda
sararsın alevlerimi
ölüme bir şey bırakmaz gözlerin
öfkem bir sana söner
bilirsin
iç rüzgarım kırılır
erik çiçeklerinde yağmur
nasıldı tangomuz
nerdeydi yağmurun ritmiyle yüreklerimizin ıslandığı
istanbul ilk defa küskün duyuyor musun vapurların acı çığlıklarını
ben martısız vapurum
sen vapursuz martı
çigan boğazın suları güneşle
tek çıkış yangınıma körük
zifir öykümde en ufak çıtırtı ölüm
yağmurun ilk damlası çingene
dönüşü olmayan yol mızrabım sensiz sessizlik küfürbaz
gidişinin ıssız toprağında bir çentik gözyaşım savurgan
saçlarımda sırılsıklamdın
ve daha bir zamanlardın
aşağı yoldan bir yılan gibi
kirpiklerimin ucuyla usul usul
ayaklarının altına serildiğimle
kaldım
Sayrılı Kahkaha
kıt kanaat kalırdık yanyana
kırlangıçlar sanki yağmura korunaksız
akşam sızıları turuncu aydınlığının
uzak yakınlığının katili




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.