İkimize Bir Ara
bakma haziran şımarık çocuğudur
yaz yalnızlığının
caddelerde mora çalan bu * aydınlık
şenliğimdi yaz hışırtıları arasından sensiz sana yürümek
ısınmış kanımda yuvar yuvar yokluğun
peşinsıra kavak ağaçlarının içimde yer etmişliği
kıraç pazarların ana yollara açılan sıkıcılığında
çaresiz bekliyorum yanında üşümeyi bile...
son demi tattığımı sandım
sarı bir aralıktı
ılık
sanki günahsız
aşk dolu bir nefesle
son sokağın akşamüstünü
aştım aşkın basamaklarını piştim ayrılığınla
göçtüm yurtsuz kuş sürüleri misali düşsüz ülkesiz
bildiğim doğrulardan geçtim vardım yanlışlığınla
anlayamadığım yalnızlığın ne olduğuna ikilemsiz
kumru bekleyişimi yitirdim aldım sahipliğini yavru serçe serseri avare uçmak özleyişini
1.
ay ışığına kanıp da yıldızlar
kar sessizliğine vurulunca hep beraber
o an benim dağlardan vaz geçtiğimdir
yanımdasın
geceyi mezar taşı yaptım günüme
ansızın yorulan bir pencere gibi açılmaktan
bakımsız bir hayatın gri oyunudur perdeye yansıyan
anlaşılmazlıktır anlaşılan mutluluk
acılar yeryüzüne kortizon olsa olsa
toprağın kasıklarından fışkırırken yaşama güdüsü
yakalandığımsan
öykülüdür böğrüme yaslanan bu ılık
menzilsizliğe hazır göç kalıntıları
şaşırdığın
yakalanma emridir
gittin
öldü zaman
hangi kırlangıç
kavuşmaya kanat çırpar bilsem
özeneceğim kanadına...
kent bizim değil
biz
el gün bilmez iki haylaz serçe
oyunbozanlığımızla yarattığımız bu efsane
akıllardan hiç yitmeyecek
gökkuşağı kanatlı
silinmez sevdanın izleri
yaz şarkıları gibi sıcacık özlenir
yaralamış ömrümüzün çılgın baharı
yaşadığın anları benimle hayal etme
hayale yakışmaz solan bir aşkın ağlayan tebessümü
yollar ve nehirler sana varırıdı




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.