eski günler olurdu senden sonrası
ay parçası bir çocuğun en sevdiği şaka anı
gün başlangıçlarına köprü olan acının kekremsiliği
eski filmlerde kalan masumiyetin kabullenmesi
bütün sonları...
haşır neşir olduğum bu öylesine akıp gidişte
bıldırcın sürüleri gibi gel
doldur bütün takvimlerimi
fırsat vermeyelim zamana
yalnızlıklarımız da sevişsin
yatağında tutkularımızın
siyah bir akreptir ellerin
bilmez miyimmm…
değdiğin saçlarımda solmak bilmezdi
ah o anarşist orospuluğun
çocuğumuz olurdu da apartman sakinleri
pencereleri keserdim yanında bir de
şehirlere sığmayınca iç sızım sabahı geçkin
eski zamanlı rüyalar görmeye başladım ayaküstü
kalarak ayak altında fark edilmeyen bir çiçek gibi...
suçsuzum öğlenleri güneşi bile görmedi gözlerim
ama saydım tek tek kirpiklerini...
başlangıçlarım benim olmadı hiç
yanlış anlaşılmalarıma su içirsene
her şey saçmalığın danıskasıydı
sen ben kent ve yankısız adımlarımız
flüt renkli bir çocukluk yağmur sonrası
bakımsız ve eski camlardan aşağı gökkuşağı
beni bırak
gözlerin hep yanımda nasıl olsa
beni bırak
gözlerin peşimi bırakmaz nasıl olsa
aha bak
anladın sanırım
ağaçlara başlayınca o dalgın umarsızlık
herşeyim sen
yapraklar mı döküldü
saçlarındır yapraklarım
tel tel bir hayal ormanı
bir yazının ilk harfi kadar özelsiniz çaresiz
bir şiirin ilk mısrası kadar aydınlatıcı
şarkıda seslerin sustuğu nokta bir nefeslik sizi sevmek
yüreğim çello siz yay okşayan ruhumu
bir tek seni özlem öykülerine çizdim
ben mahalle çocuğu hiç büyümez bükük dudaklı
merakım sana
hangi sabah kuşlarının seni uyandırdığına
tüm ezberlerimi bozdum
gözlerinin kapkara kuyusundaki bu şaşkın kurbağa
iyimserliğime dokundu yaz
seni eylülüme anlattım peşin peşin
rüyalarımı tanıştırdım sıcacık parmaklarınla
ham ölüşleri unuttum ayrılığında
ayrılığında bir hayat sürdüm
sobasında gözlerin kışlarının




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.