çiçekli pencerelerden
görünmezdi dışarısı
içerimdin soğukta
hayalin de üşümesin diye
çıkarmazdım aklımdan
ilkyazlı gidişlerini de
beyaz yalanlı bir masumiyettir romantizm
sapsız bir çiçek gözlerinin gülüş anında
senli olmaya hevesli ölmeyi bilerek
bir güne sonsuz kere yabancı kalmaktır
yoksan kendinde ve bende...
mavi bir yağmur gibi vuruyor
bakışların penceresine düşlerimin
konuşsan yitik zambaklar
gülsen bembeyaz
şosesinde kalbimin
damla damla sayıklar ismini
güz ufukları gibi durma karşımda
inan
sokulgan alevlerim yakmaz ellerini
ümidim olmasa taşır mıyım
kızgın nehirlerimi gözlerime
gökyüzüne yansır sesinden kalan
tortulaşmak istiyorum şu kokunla
acılarımın aynasındaki çığlığımı
şaşkınlığın duysun sen sadece bil
şansın yok yalnızsın gidişin tek
son yağmurlarda
sıkıntıyla terbiye oluyor ruhum
sulu boya ufuklarla eğlerken şiirimi
elimi uzatmaya olmuyor dermanım
serçeler kırıntı peşinde
ben durak durak tanıdık bir geçmiş
ben kendime az
ölüme fazlayım
kendimdeki kendime eksikliğim
sendeki fazlalaşan gökyüzü
herşey herşey değildir bunu anladım
yolun başında olmak tad kırıklığıydı
son infilak bu
ilk gibi hazan
uzun ve yoksul ömür
kısa ve zengin ölümlü
ölüm...
de:
suçlanır evren
dudağı bükük sokakların
soluğum kendine yaban
yalan gökkuşağı




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.