kımıldamazdım yerimden
normal olurdu şaşkınlığı havanın
nisan ya da temmuz fark etmezdi
esmer bulutlar dağılırken başımda
sen mutlaktın hayat kör çıkmazlı
ama tadına doyulmayan bir manzara
süzgün bir pazardı
güneş küstahça bırakmadı yakamı
arafa girmiş gibi suskunluklar yorgunuydum
buruk gülüşlerine kıymıklar kızgını
yüreğimi hazırlamıştım
bahar uçlu kollarınla
ben ki ümitli proleter
şehrin dallarında
üşüyen kuşları sayan
ağzım yüzüm bulut bulaşığı yağmur artığı
sarmaşık adeti
seni görmek sarıp sarmalar içimi
kış başlangıcı gibi istanbul gibi
türkü kadersizliği
iki gözüm
sözcükler iş bıraktı
sesler yorgun
harflerin kılı kıpırdamıyor
tek iyimserliğim
tek beklenti kırıntım
saklarım sana
gedik dişli gülüşlerimiz ağır vebal altında
devrimciyse ozan gizler son/baharlı düşlerini
inci mercandır vurulmak bir duvar önünde: lorca
neruda'nın hüzünlü şarkısı gözü arkada allende
serin güz rüzgarları okşarken saçlarımı
ben hep her bıraktığın tarihte ümitli proleter
tılsımlarınla dalış yaparsın rüyalarıma
kahve sohbetlerine açılır gözlerim ikirciksiz
elinden kaçırdığın o susuzluk
benim kiraz zamanlarım
kıpırtısız koşar kuş çığlıkları kahırsızlığına bulutların
avuçlarının arasında iki gözlü bir sayfiye yeri var biliyorum
yaza doğru saçların açılırdı düş bohçama
kış o zaman biterdi açık kırmızı soğuk
kekre kokusuyla saçlarına takılan yaprakta...
aldırmazlığının şımarması aşkımda
ve zamansızlıkla yıkanmış yüzün
kocaman çocuk düşlerimden kaydım
yıldızım vardı uçları kanadı
ben
kanadım...
kümülüslü...
yorgun sabahlarda tozlanınca
başlar esirliğin
gideceği ana bulvarların
keşke giden insanın kendisi olsa
hengamesi kederiyle bir akşamlarda
ve sarı acılı...




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.