son sıradaydım
ömür katarında
umudu merak etmekte
ince beyaz pamuklu
göğe bakarken
Ötesiz Ayrılırdık
kışladır gözlerin ömür nöbetime
sırım gibi olur bakışlarında sabrım
tiril tiril
uyanmak diye bir şey yoktu uyumazdım
melankolikliği sinsi ayılmalarda temmuz
caddenin karşı tarafında
bana gözlerini dikmişsin gibi
gelirken üstüme...
derinlerde sisli bir sabah yitirdiğim gelmeyecek
on beş yıl önce bittiğin yerde kaldım sabırla
bana baktığın resimde aşkım hiç ölmeyecek
parasız pulsuz serseriyim kuşandığım acıyla
şiirlerim zorunlu açıklama kaybolmadığıma
gözüm bir şeyi görmez
paramparçalığını
yanışını siluetinin
akşama doğrularımın sorularında hep sen varsın
kaldırım taşlarını yıkayan beklenmedik ev telaşım
balkonuma güneş dokundu
gülüyor musun yine bana uzak bir geleceğe
ayrılık delisi bir baharda
hiçbir pencereyi gözlemiyor umut
yaza heveslenmeden beklememeyi öğrendim
sıradışı gelişini başkalarına...
kalbim yüzyıllık çalgı
mart karları zamansız sevda
onüçüncü ayda elli üçüncü hafta üçyüzaltmışaltıncı gün
o sensin işte
soğuk ikindilerde özlediğim
portakal çiçeği kokusuna uzanan
küçük bir balkon anısı artık
birlikte sesine sığındığımız yağmur...
yolumu bulamam
yürümek ancak sana yakışır
sen varken yaşamam bile
en güzel yaşam senin yaşamın
yaşar görünür seni izlerim ben
bakmam ağaçların küstahlığına
tan yeri gururlu
gitmek istiyorum
çıplak ayaklı
incinmesin hiçbir
seher ürpertisi




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.