Ötesiz Ayrılırdık
kışladır gözlerin ömür nöbetime
sırım gibi olur bakışlarında sabrım
tiril tiril
uyanmak diye bir şey yoktu uyumazdım
melankolikliği sinsi ayılmalarda temmuz
caddenin karşı tarafında
bana gözlerini dikmişsin gibi
gelirken üstüme...
soğuk ikindilerde özlediğim
portakal çiçeği kokusuna uzanan
küçük bir balkon anısı artık
birlikte sesine sığındığımız yağmur...
yolumu bulamam
yürümek ancak sana yakışır
sen varken yaşamam bile
en güzel yaşam senin yaşamın
yaşar görünür seni izlerim ben
bakmam ağaçların küstahlığına
tan yeri gururlu
gitmek istiyorum
çıplak ayaklı
incinmesin hiçbir
seher ürpertisi
pastel resimler gibi olsun isterdim
peşinden koşmalarım
kaldırımlar ilk yağmurlara teslim olmadan
ve incecik bir yelekle geçmeli koca gün
seninle rahat konuşabilmek için
üşümemeliyim turunç ağaçlarından demde
yanıldığımız akşamların bir başınalığı
aydınlığa uzak saatlerde çökerdi üstümüze
keskin konuşurduk soytarılığı uzun uzadıya
aramız açılırdı doğmamışlığımızla at başı
hayat sularında bir resmi olurdu yaşanmışlığın
yaramazlığı tutardı sakinliğin
saçların unutturuyor mevsimleri
güneşin yedi rengini
baygın bir çaba gece bence
sence olsa da pervasız bağbozumu
seferberlik hanemde kimbilir kimler
yorgun çırpındık
ben böyle kırmızı solurken uzaklığını
böyle kırmızı sen içimde şırıl şırıl
beyaz gölgesi bulutların gözlerimde bakışlarını bıraktığın
bak sen istediğince şiir şimdi parmaklarımda ellerimde yüzümde kalemimde defterimde...
uzakların kızı kızıl uzak özlemli ben/ sen ancak bakışlarınla benim
yastığımın altına sakladığım bakışlarınla ancak benimsin




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.