yabancı sularda boğulmaktı
gözlerine ülkesizce teslim olmak
ve gülüşlerinde
hangi çocukluk yazları topladın
ki
unutturdun bütün mevsimleri
sallapati kır kokularından gelirken
yağmur korkularına yakalandı umarsızlık
oysa adımlarım öyle vefalı ki sana ve kendime
soluksuz yürüdüğümsün uyanmasız rüyalarda da
seni düşlemek
kırılıp gidiyorum dalga kıranlar boyu
ama bitmiyor deniz
iyimser öpücükleri köpük köpük
kıyıda hep beni unuttuğun rıhtım
elinden düşürdüğün şiirde
talan edilmiş gülüşleri martıların
yarılandı zaman artık ellerimle ancak arayabilirim
göğün iki kanadı biri mavi diğeri benim yorumum
arayarak ve yorumlayarak geçenin nihayetinde vuracak gong
ama el birliğiyle tutacağız bir ucundan gökkuşağını
sanki birazdan
perde havalanması sesli
ömrümün en saf anıydı
yalnızlığımı kirleten
çiçekler sonrası bir karmaşa
istersen sade bir deniz
sonuçta
senin
andan hızlı geziyor özlemin
göğsümün içinde
hangi asi bulut
nasıl avutsun
kanını düşlerimin
özlemin hedefsiz bir mızrak
yıldızlar uzak limanlara
sen yokluğa var
sokaklar saklanır kente
ben evlere hınzır
yağmur iner odasız sağanak
sen
beynimin kıvrımlarındaki ince lal yara
bedenin aramızdaki tek vahşet
ben
çilekeş sırma çocuk
öykümün ismini koymadım
bari bir başlık bul ölüşüme
yalnızlığımın eli açık
ve hâlâ hayret ediyorum
bölüşüme ekmeği
hayat bönlüğümün önünde
saklama gözyaşlarını kalbinde bana da bir yer ayır
insan hep yorulmaz bir ufukla sonsuz bir ümitle yaşar
sanma ki güzel günler kenarı yırtık resimlerde sararır
aşkla tutuşan her ömür bir gün mutlaka yeniden harlanır
gençliğinin çılgın vapuru kimbilir hangi rıhtıma sarılır




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.