bırakamam hayata ait olamadım çünkü
bırakamam sensizliğin eskimiş şehir tutkusunu
olamam mutlu değilim aptal bulanamayanın bulunuşunda
ayrılık siyah bir deniz akşamında sahil yolu hüznü
çok yıldızlı gecelerde ölelim samanyolu gülen gözlerle
ölelim yaşar gibi dudaklarımızda yangınlar sönüşü
kaybettiğim arkadaşlarımda solgun bir fermandı ömür
donmuş kan karasıydı geceler hep ağustos kararsızlığı
eylülde ayrılırdık hep daha bir dürüst olurdu ağaçlar
dünyaya sorumluyduk sanki kendimizden öte
ayrılıktan yana herşey ölüm tarafsızlığı
kavşaksız sevmeyi öğrenince
adsız ağlamaya da razı yürüyüşüm
uyuşuk ağaç tortuları paçalarımda
seni sevişimi tatsın diye
sular topladım
yedi iklim köklerine
soğuktum
zaman kadar evimdi akşam
müziksiz
sensizliğin huysuz çıtırtısı kıskanç
sessizlikse çekemez hiçbir paylaşılmazlığı
ince
ellerin açık yeşildi geçtiğimiz son iki ay
yüzünün yerindeyse acılarım var
gidişinle anlaşır...
şiirin körleştiği sözcüktesin
yüreğim maden ocağı
anımsa o anı yumuşacık geldiğimi
sert boranlarımı saklayıp saçlarıma
kanılarımı zehirleyip yokedildiğimi
korkularımla başbaşa kalırım
her düşündüğümde her ayrıntını
yerleşik kaygılarla baktık göğe
ulaşmak istediğimiz çok şey vardı...
uyumak istiyorum uzun bir gecede
ölmesem de ölüme kafiye olurcasına...
denizdir çingene acılarımın senden gelmişliği
soğuk bir yola çıkma düşüyle yağmura yakalanık
göğün pelerini gibi bulutlar savrulurken kapanmışlığında
gözlerimden dökülen inci çiçeklenişinin deli poyraz
kar dolu bir kuyuda hapisliğimdir bu alem
cayır cayır yanıyorum içinde dört nala kısır döngülerin
uzaklara yaktığım bir ateş sızısı
duyduk duymadık demeyin gönül bu
beyazların sevdaya düşmüş can alıcı karası
dağ oluklarına küskün serinlik şirinliğidir ayrılığın
ölümün en güzel işçiliğidir ayrılık
işsizlik günlerimin en güzel çiçeği sen ölüm çiçeği




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.