zaman aldı nefesimi orta yerine buyur etti
ne çiğ ve ne ham
ne de deminde sözcüklerimdeki perde...
hayata yeni bir böcek gibi habersiz
yolları bitişsiz saydım
I.
şiir yazacak kadar büyümemiştim
sarı yapraklarıyla hüzün kaplı defterimde
annem uykuya çağırırdı düşlerimi
ama sen uyutmazdın son göçüydün baharımın
uçurtma salmasam düşlerimle göğe
sevmeyi nasıl bilirdim göklere suskun kalabalık
kabak kafalı bir çocuk büyür ve tanır acıyı
kafasında hala dikiş izleri
tren yollarına bakıp ağlar mı hala kumrular anneee
benden bana kalan kendi kırıntılarım çocukluğumdan
kirli çıkınıyım kendi çocukluğumun
satır aralarına sıkışmış kapalı havalarına
bütün bir ömür demeye dilim varmıyor...
yanında bir boşluk bırak desem
en önemli sorunun
penceremizde yoksul güvercinler
benzersiz öpüşürlerdi
zeytinimiz küflüydü
tarhanaya son kez daldırırken
paslanmış kaşığı sapına kadar
uykularımda öylesine zor uyanıyorum
etekleri tutuşur baharın sessiz isyandır susuşum
sakince yıkmaktır beynindeki ayrılık duvarını
birlikte düşünmektir bir şeyleri aşk peynir ekmek bölüşür gibi
ben seni bir bardak suda fırtına
içimdeki ormanda çağcıl yangın
insancıl başkaldırı saydım yırtık sayfalarımda
şiirleri yırttığın gece yıldızlara bakıp ağla
büyüttüğün sevdanla bırak herşeyi gel
harcadığın yıllarımla saatleri ölüme ayarla
tanımadığım yüzlerde kasırga gözlerde sel
efsaneler kabarıp süzülürdü içinden içime
başka gündür senin olmadığın
zorunlu acılar kadar
gözümde büyür zaman
doru taylar gibi hızlıdır ayrılık
sonbaharın örsünde dövülen
mağlup olmuş orduların sessizliği seninle şarkımız.bense kavuşmalara öykünen son savaşçı.namludan çıkan son kurşun gibi.bir daha hiç yükselmemek üzere çekiliyor denizlerim.
şarkıların bölünüşü bir daha hiç haykırmamak üzere susuşudur belki hırçınlığımın nedeni.seni içimde öldüremedim affet beni birtanem.
sensiz akşamların yırtıcı yıldızsızlığı artık koymuyor inan.yıllara inat koyu hülyaların içinde çocuklar gibi koşturuyorum hala ve dün gibi gözyaşlarımın tuzu.samimiyeti,sıcaklığı bana hiç bakmayan bakışlarında gördüğüm an hayallerimdeki rengarenk uçurtmamı kaybetmiş kaçıp izbelere saklandığım anılarımın yorgunluğuna yenik düştüm biliyorsun.
yağmuru sevmiyorum artık çünkü sen hiç olmadın gökkuşağının aldatıcı anlamında.ve bulutlar ağlamadı bizim için hiç.
sabahı durularım
incecik kumaşında gömleğimin
kokunu alsın diye yeryüzü
sen tenimdeki sancılı ezgi
sen damarlarımdaki acemi pınar
kelimelerim sana hazırlanır her sabah




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.