Hakikat üzere çıktığım yolda
Varda yoku gördüm yokta var oldum
Sağımın hükmünü yitirdim solda
Ateşte gül açtım, gülde har oldum
Gün oldu çöllerde mecnuna eştim
Yalancı ve dar bir sokakta geçti kırk yıllık ömrüm
Kocaman umutlarımı iğne deliğinden geçirip getirdim bugünlere
Yüreğimle büyüttüm insanların düşünmeye korktuğu hayalleri
Yıktım bir çırpıda ellerimle ördüğüm devasa duvarları
Ne varsa aldım yükünü sırtıma iyinin kötünün güzelin çirkinin
Dünyanın çivisi çıkmış azizim
Devrilir, tepinse üç beş tane fil
Irmağa su taşır oldu denizim
Kendini okyanus sanıyormuş Nil.
Birçok yeni adet gelmiş bu köye;
Ben ki yalnızlığın keyfini sürmek
İstiyorum diye şiire sardım
Nereden çıktı bu kalabalıklar
Bu ince alaylar, bu kabalıklar...
Hiçliğin efsunlu sırrına varmak
Bazen gönül öyle bir derde düşer
Dolanır sözcükler, dile bulaşır
Civanmertin yolu namerde düşer
Adı lekelenir, dile bulaşır
Hakkı arayana her kapı duvar
Köyden haber aldım Mehmedim hasta
Ne acılar çekiyordur, kim bilir
Beni arıyor, bulamıyordur.
Ahh çekişini duyar gibiyim.
Birini bekler gibi dalgın gözlerin
Sonsuzluğa varıyordur.
Yolumuz düştü yine gurbetin yollarına
Dönüp de ardımıza bakmak erkeklik midir?
Yapıştık acemice zakkumun dallarına
Uçarak saçlarıma konan kuş keklik midir?
Diken batar incitir, akar iki damla kan
Yaşım on sekizdi, sen çok güzeldin
Ve bir yıldız kadar uzaktın Meri.
Ben meltem beklerdim, sen karayeldin
Amma lodos kadar sıcaktın Meri.
Yakardı gözlerin bir adım atsam
Yaşım yirmi birdi, sen gidiyordun
Zemheri gibiydi haziran Meri.
Gitmeden son bir kez halimi sordun
Dünya durdu sanki bir zaman Meri
Kırmızı araba, mavi begonvil
Soluklanayım diye gözlerine bakmıştım
Sırtıma sapladığı hançeri bir görseniz...
Oynasın diye oysa, kalbimi bırakmıştım
Aynadaki aksinden daha ölüydü beniz
Suyu çekildi yerin, göğe süzüldü deniz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!