Demiri tavında işleyen kimdi?
Baharı yağmurla besleyen odur?
Ölürken cenneti düşleyen kimdi?
Yaşarken kalbini süsleyen odur?
Pas tuttu demir
Beni en sevdiğim türküler yaktı
Bizim havalarda hasta oldum ben
Kime ne diyeyim, ne gelir elden
El değil ki anam öksüz bıraktı
Beni en sevdiğim türküler yaktı
Gözlerin tanıdık, uzak değiller
Kazıdım gönlüme bakışlarını
Ya gül goncaları ya karanfiller
O gözler, umutla düşler yarını
Resmettim duvara tebessümünü
Kendimi anlatmayı sevmedim bir dem olsun,
Yüreğimi bir nebze bilenler tanır beni!
Ayırmam siyah beyaz, yeter ki âdem olsun
Haneme çay içimi gelenler tanır beni!
Severim tüm renkleri, maviyi ise başka
Herkes Yarini anlatır
Şöyle güzel, böyle güzel.
Ben yarimi anlatamam;
Yok dünyada öyle güzel!
Yorulmuş bir kalbin içinde sızı
Zamanla insanı taşa çevirir
Feryadın suskunu, derdin ıssızı
Bahar mevsimini kışa çevirir
Ötüşen serçeler gibi kırılgan
Gözlerin ürperiyordu karşımda
Bakışına sinmiş kaç inci mercan
Kaç güvercin kalbindeki heyecan
Bilsen/ belirirdi yanıbaşımda
İyi insanlar vardı, birer birer gittiler
Topyekûn sükut ettik, sözcük dudağa küstü.
Üç kuruşluk aklı da yitirdik, delirttiler
Yüz aynaya, göz göze, dudak dudağa küstü.
Gönül coğrafyasında, tırıs gezen bir attı
Sevda, gönlün dağına konup göçen bir kuştu
Nice gözde yaş oldu nice kalbi kanattı
Sevda bir uçurumda başlayan son uçuştu
Gözümden bir su gibi gönlüme aktı sevda
Acı iyidir aslında severim acıyı,
ama acı, acı olduğunu bilmiyor.
Bilse severim acıyı,
iyidir acı.
Sınavdayım...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!