Bir merdiven boşluğu içinde küme küme
Karanlık bir gölgeyi taşıyorsun içinde
Avucuna almışlar kalbini lime lime
Kimbilir ne acılar yaşıyorsun içinde
Üstümde yığınla biriken sükut
Dilimde yılların suskunluğu var
Bin kırık huzmeden derdiğim umut
Bir yabancı gibi şimdilerde yar
Birinci Faz
Bulutlu yüzler vardır, içi ateş, dışı buz
Kabuğu kurumuştur, yarasında kan olmaz
Gökyüzünde kuşları, göğsünde umutları
Dilin kalbe itaat ettiği demlerin özlemi ile yandığını görecek kadar şairim
Lakin cahiliyim kalpte demlenen özlemin dile vurduğu anlarının
E ben de bilirim ağız dolusu yüzsüzlüğü
Hayatlarımızın delidolu yanlarının
çarklarına yağ sürmede de mahirim
Çekildim köşeme, yazmaya seni
Kalem suskun, kağıt hasta, hal yorgun
Yüzümün bir yanı yastık deseni
Gece suskun, döşek hasta, kol yorgun.
Susmuştum yıllar önce, dilime lal değmişti
Önüme taş koyana, yol benim diyemedim
Yenilgiyi kutsayan ruhum boyun eğmişti
Ağız benim, dudaklar, dil benim diyemedim
Peşkeş çekmişti oysa avcı, köpeği kurda
Yine bir gün, ansızın, seher serinliğinde
-Utangaç mı utangaç- Bir çocuk edasıyla
Ve harami uykumun tatlı derinliğinde
Pişmanlık dolu kalbin körelmiş sevdasıyla
Hangi sebebe mazhar olup karşıma çıktın?
Hani bir daha asla öyle bakmayacaktın!
Gecenin kusuru değil karanlık
Merhamet zaafı değil insanın
Zembereği işler zamanın
Göçer insanlık
Geçmesin kursaklardan bir damla su ve lokma!
Dursun zaman, akrebe hasret kalsın yelkovan!
Ey asuman, karada tek kuru yer bırakma!
Ey yüreğim, sen artık soğumamak üzre yan!
Çocuklar, ah çocuklar kesildi nefesleri…
Ya Rabbi, yardım eyle bir ahir zamandayız
At izi, it izine, gün geceye karışmış.
Doğrular, yalanlarla örülmüş, ziyandayız
Hakikat, sırlarıyla bilmeceye karışmış




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!