Bir gün kapı önüne tünemiş bir kedinin
Gözlerindeki hüznü bakışım bileceksin
Savaşıyla yüzleşip bir gün kendi kendinin
Hem galip geleceksin hem de yenileceksin
Bir gün minik bir serçe kanadındaki tüyün
Toprağa düşüşünü görüp üzüleceksin
Gerçeğini bilen kim, kalbine kim dokundu?
Her sızı, her ürperti bir cevap değil midir?
Seni değerli kılan ne rengin ne kokundu
Doğarken kulağına ezan, neden okundu?
Yarın için düş kurmak inkılap değil midir?
Güvercinler uçuyor sanırdım ben orada
Nazenin gökte hüzün bulutta kan mı kaldı?
Yoksa bir günahsızın günahını aldı da
Kalbine lal mı vurdu, dilde yalan mı kaldı?
Mümin görünür göze hoşça bakılan kafir
Zakirin su-i zanla zikri küfür gibidir.
Beyindeki nasırdır düşüncemizdeki kir
Cahil için alimin fikri küfür gibidir.
Sakın ha, kurma bina sönmüş ocak taşından
Ya çatlatır kirişi, ya duvarda iz kalır
Korkma itten çakaldan, kork mazlumun yaşından
Onun tahribatına atom yetersiz kalır.
Bu dünyanın malına, sefasına güvenme
I
Hayat, doğduğun evde yanan ocakla başlar
Umut, nabza göredir, azaldıkça yavaşlar
Diptedir ilk basamak , varlık bazen yoktadır.
Ölüm, umutlarının tükendiği noktadır.
Bazı insanlar gördüm, aynada sureti yok
Kaf Dağından dem almış masala benziyorlar
Kalp tilkidir akıl yok, dil aslan heybeti yok
Koyun postu giyinmiş çakala benziyorlar
Ağzında yuva yapmış yalanın bin türlüsü
Gurbet yarası gibi sevdiğim ayrılığın
Tadı yok yarasına tuz basmaya kim gelir
Kim çıkarır içimden bu kurşun yarasını
Annesizlik gibi her yürekten aşk dilersin
Gurbet yarası gibi kurşun yarası gibi
Yokluğun kıyısına kurulmuş dar ağacı
Kördüğüm misali, adım attığım
Her nokta sayende karmakarışık
Her anı karanlık aşkı tattığım
Süzülmez perdeden odaya ışık.
Her bahçe gül kokar seni gördüğüm
Nazenin, yol uzun, vakit daracık
Gölge boyu aştı, uyuyor musun ?
Sözcükler hükmünü yitirdi artık
Dile köz bulaştı, duyuyor musun ?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!