Çocuk suretinde büyüdü düşler
Kanımı, damardan içmiş aynalar
Bir biri ardına gidiş dönüşler
Aynalar, iç içe geçmiş aynalar
Aynalar, her biri başka bir renkti
Ne garip bir haldir bendeki sevda
Senin için sanki yaşamamışım
Ne fark eder öldüm ovada dağda
Yüreğinde ben ki yaşamamışım
Kısım kısım ayırdın gölgeni üzerimden
Gittin, bağımda gülü zehirledin de gittin
Seninle her nefesi söktüler ciğerimden
Dilimi kalbimle bir mühürledin de gittin
Yorulmasın ellerin, gözlerin yorgun zaten
Usanmış yüreğinden damlıyor bak şu yağmur.
Bana kurşun sıkıyor seni her gün inciten
Sen ki, beynimdeki ur, sen sırtımdaki kambur
Sen derdimsin inleten, sen efkarımsın tüten.
-I-
Yağmur ormanlarının yüzeyine kar düştü
Belirdi yanağında bir günahın gamzesi
Badesine sıkılmış gözyaşıydı mezesi
Gözlerinin narından yüreğime har düştü
-1-
Kesildi sensiz yağmur, yurduma kurak düştü
Yağmur, giderken sanki gözlerini de aldı
Hayat memat arası mesafeler kısaldı
Gözümden sakındığım, gönülden ırak düştü
-1-
Kuraklıktan çatlayan toprağa maraz düştü
Rahmete küfredenler çaldı bereketini
Kim ödeyecek onca yetimin diyetini
Gene güçsüze dua, güce imtiyaz düştü.
Bir yol, el etti bana, uzunca ve daracık
Tınısı can yakıcı bir memleket türküsü
Dilenci bir annenin kucağındaki çocuk
Asırlardır dinlenen bir türkünün öyküsü
Yaratılalı beri ayağa düştü cennet
Göğsümde eski bir şarkı çalıyor
Gözlerim dalıyor fizana doğru
Bir ülküm var beni benden alıyor
Koşuyor atlılar meydana doğru
Ilık bir rüzgar gibi nefesi şu dağların
Bak işte tam şurası çocukluğumun ahı
Bak işte şu bayırda kırmıştım umudumu
Şu dağlardan doğardı her gecemin sabahı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!