Esefle yürüdüm yol kenarından
Bakmadım, görüşmek yasak mı bilmem
Aklım dönüyorsa her kararından
Eskiyen ben miyim sokak mı bilmem
Göklerden bir cemre düştü toprağa
Uzaktan uzağa süzüyor beni
İnmiyor ovaya meyletmiş dağa
Bilmez uzaklığı üzüyor beni
Kar desen kar değil başındaki kır
Can arafta kalınca kırkta dolmadı çile
Bakışı kal diyordu, dili git dedi bana!
Çocukça gülüşünü örten bir mizaç ile
Gözleri kal diyordu, eli git dedi bana!
Ortalama bir ömrün silik hikayesine
Sahip çıkacak varis arıyorum, Mehlika!
Dünyada her varlığın kulak verdim sesine
Bulamadım, fezayı tarıyorum, Mehlika!
Ne dil kaldı ne dili kurtaracak kelime
Henüz burun ucunda kokusu kıyametin
Yürekte ucube bir yalnızlık peydah olur
Dolmaya yüz tutunca eceli bir milletin
Akıl, şuur kaybolur, dillerde eyvah olur
İnsan unutur, nisyan hamurunda var, yapar
Mabudunu bırakır her tür eşyaya tapar
Yaşım on sekizdi, sen çok güzeldin
Ve bir yıldız kadar uzaktın Meri.
Ben meltem beklerdim, sen karayeldin
Amma lodos kadar sıcaktın Meri.
Yakardı gözlerin bir adım atsam
Yaşım yirmi birdi, sen gidiyordun
Zemheri gibiydi haziran Meri.
Gitmeden son bir kez halimi sordun
Dünya durdu sanki bir zaman Meri
Kırmızı araba, mavi begonvil
Yağmur işleyince iliklerime
Islak ten üstünde ilkbahar yandı
Ejder ruhu sindi kemiklerime
Cirmim cüssesini yenilmez sandı
Batın sırra kadem, zahir utandı.
Tek derdin makamdı, al sana koltuk
Her öğün kibrini doyur Müdür Bey.
Sana hüküm düştü bize de kulluk
El pençe divanız, buyur, Müdür Bey.
Şimdi otur, beylik hayalini kur
Eyyam -ı Bahur'dan sıcak gözlerin
Venus'ten Dünya"ya hatıra mıdır ?
Bir bakışınla bin cana kıyışın
Hakikat mi acep iftira mıdır?
Yüzünde İstanbul hatları gizli




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!