Üstüme harabat inşa etmişler
Temeli kalbime çakmışlar, Cano!
Hem çayırlarımda koyun gütmüşler
Hem tarlalarımı yakmışlar, Cano!
Yaptığım hayırlar şerre yorulmuş
I
Bu gece sanki beyaz, kara bahtıma yüktü
Zira karanlığıyla gece üstüme çöktü
Özlemin sıradağı, önüm sıra dikildi
Bir çay koy kardeşim en demlisinden
Aman ha kederi eksik olmasın
Bir türkü mırıldan, bir ağıt devşir
Bir resim gözlerin en nemlisinden
Türkü, çay sevenden, ha bir de şiir
Yeryüzüne bulutsuz yağmurlar düşüyordu
Kuşların kanatları yağmurdan üşüyordu
Susuyorduk, şuursuz... Çocuklar öldü bir bir
Koca koca adamlar göğü bölüşüyordu
Unutulmuştu, oysa iki metreydi kabir
Göğüste bir cevher var, konargöçer evidir
Bir göçer var idi ki o konağa baş oldu
Hanenin tek kusuru olur olmaz sevidir
Mücevher, günü geldi on kuruşluk taş oldu
Kimi üstüne basıp geçti çöp zannederek
Gül mü kokar sanırsın çöplükte gezinenler?
Bin kez tövbe etse de kargadır işte, leş yer!
Ilık bir rüzgar gibi nefesi şu dağların
Bak işte tam şurası çocukluğumun ahı
Bak işte şu bayırda kırmıştım umudumu
Şu dağlardan doğardı her gecemin sabahı
Kağıt kalem verdi bu dağlar bana
Yoksul düşlerime ilham oldular
Kah yaren oldular kahi yar bana
Çırçıplak dünyama ihram oldular
Çocuktum, yalnızdım, bu dağlar vardı
Gökyüzü neden solgun bu kadar, kim ne yaptı?
Sararmaya başlayan bulutların derdi ne?
Ağlıyor sanki yer yer semanın yedi katı
Ağlıyor sanki gökler bulutların derdine
Anlayamadık oysa yağmurdaki sanatı
Bir yol, el etti bana, uzunca ve daracık
Tınısı can yakıcı bir memleket türküsü
Dilenci bir annenin kucağındaki çocuk
Asırlardır dinlenen bir türkünün öyküsü
Yaratılalı beri ayağa düştü cennet




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!