Üzerinden kara tren geçmiş çocukluğumu Doğu Ekspresi'ne kurban vermişlerden soracağım gözyaşımın hangi renk, susmuşluğumun hangi dile denk geldiğini...
Uçurumun kenarına itenlerle yükseklik korkusu oluşturanların aynı kaptan yaladıklarına şahit olacak kadar okudum karanlığın kara kaplı kitabını...
Çaresizlik ile çaresenliğimi aynı şiirde tüketecek kadar ye'se kapıldığım demlerin sözcükleri ile karşında olmak vardı şimdi rüzgarın en kesif, çayın en demli, denizin en çılgın zamanında şehrinin...
Kalbin hazin yanını kavururken alevler
Martın on sekizini karaya çaldı bahar
O gün düşman belledi gözlerimi aynalar
Hüzün bulutlarının sarmaladığı evler
Ve öksüz çocukları korkutan ürkünç devler
O gün aynı kefene sığdılar, mecburdular
Sen yoktun,
Üşüyordum,
Düşekalka büyüyordum.
Dizimde kan, ağlıyordum, susmak zordu, uyuyordum
Günlerce ben suya hasret
Kirlendi kalp, soldu gönül, gözleri bed ademin
Halisane her bakışta bir uçurum gizlidir.
Tevazua uğramaz dil, derdi büyük her demin
Her rukua eğilişte hadsiz kurum gizlidir
Ağacı kökünden yemiş kurdu derman belledik
'Bana aşkı anlatın! ' İmdat isteyen bir kız...
Nerden bilsin garibim, kim biliyor ki aşkı.
Baktım duygularına biraz saf ve kararsız
Sorulara yöneltmiş heyecanı, merakı...
‘Hocam’ diyor. Nedir aşk, elle tutulur mu ki?
Göz dediğin, görmeli zamanın ötesini
Kaf Dağının ardını hayal etmeli bir göz
Hayaline yazdığım şiirin bestesini
Milli marş edasıyla alevlendirmeli köz
Utancından susmalı seni anlatan her söz
Annemi gördüm Aze, yirmi dördünde henüz
Görsen nahifliğini, nasıl utangaç Aze.
Bir yanında Haticem, bir yanında Memoşum
Kimbilir nerdeyim ben, nereye kaybolmuşum?
Yazın içinde kış var, baharın içinde güz
Dağlar yeşerir bazen ovalar kıraç Aze.
Gözlerin vardı Aze,
Yırtıcı bir hayvandan ürkmüş
Açlığını, susuzluğunu gizlemeden öylece duran gözlerin..
Bakışların Aze,
Yedi düvele meydan okuyan,
Çölde serap gördüren büyülü bakışların...
Aze ruhunun aksi gözlerine renk olmuş
Bakışların tenhada açları doyuruyor
Bazen yaşanan değil, yaşanmayan yoruyor
Kalbin Aze, sevdanın seyrine mihenk olmuş
Anılarla beslenen kaynaklarım kuruyor
Lakin gözlerin hala tam karşımda duruyor.
Kursağımda kuluçka döneminde sancılar
Düşledikçe menzili uzuyordu yol Aze
İşgal etmiş dağımı, gönülden yabancılar
Kim zaptedecek beni, hangi karakol Aze
Tut beni can evimden sükunetim ol Aze!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!