Yağmur bekliyor gözler, kurudu dil ve damak
Nazenin bir edayla toprağa düştü cemre
Bir değil çölde yahut bağ bahçede susamak
Susmak, zulüm var iken ya yok iken bir değil
Kalbi ateş basınca dudağa düştü cemre
Akıl emanet oysa gönül misafir değil
Uzak dur hanemden ey bad-ı saba
Ateşin alevi köze bulaşır
Yetişir, gönlümü çektim hesaba
Ötesi yok, maraz öze bulaşır
Şehri talan edilmiş bir liman yalnızlığı
Avucumuzdaki kan tevbe arifesinde
Sokaklar hiç bu kadar sevmedi ıssızlığı
Düne ait sancılar gece tarifesinde.
Boğulur çığlığında sessizliğimin dili
Gözleri biraz zeytin, biraz bulut, biraz gam...
Bazen merhem olurdu, bazen silah olurdu.
Göz kırpışı bir gündü; kapandığında akşam,
Gözlerini açtığı her dem sabah olurdu.
Gülüşleri, tarifsiz keşfe açık tatlardı.
İçimde bir dünya kuruldu bugün
İçimde bir dünya yıkıldığı gün
Yarının selamı dudaklarımda
Verildi selası demin öldü dün
Yüreğime dokunan küçük bir kelebekti
Hayalleri vardı
Bir kanat çırpacaktı
dünya değişecekti
Savaşlar bitecekti
Açlıktan tek bir çocuk dahi ölmeyecekti.
Yıllar, yörüngesini kaybedeli çok oldu
Bir efsuna ilişen muzdarip bakışları
Gönlüme taşıyan nur, bir gecede yok oldu
Sen gittin, gökyüzünü süsleyen kuşlar gitti
Gergefe işli gibi o garip bakışları
Saklayan geceleri süsleyen düşler gitti
Bir şey var adını koyamadığım
Sıcacık, yumuşak bir öpüş gibi
Bir serap bir hayal yahut düş gibi
Bir şey var dilimin ucunda saklı
Dokunmaya bile kıyamadığım
Bir şey var görenin gidiyor aklı.
Bir cuma gününün akşam üzeri
Elim cebimdeydi, kış olsa gerek
Nasıl özlemiştim bir bardak çayı
Bir sobanın başucunda durmayı...
O an özlediğim ne varsa tek tek
Ardımda bırakıp düşünceleri
Bir gemi yanaşır kıyılarıma
Güneşin son rengi kaybolur gözden
İskele üstünde eski bir masa
Yarım ekmek arasında hasretin
Yanında da çay ve üç beş zeytin
Birkaç dilim peynir, hoş muhabbetin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!