okul bahçesinin duvarlarına tünerdik
telgraf kuşları misali her birimiz
karışırdık erkek kız demeden
ve bilgimizle yarışırdık
mevsim kış
başlarını güneşe çevirip
tüm olumsuzluklara inat
kardelenler bu mevsimde açar
o siyah beyaz fotoğraftaki yumurcak...
görür görmez âşık olmuştum ona.
süt dişlerinden birini
periler çalmıştı uykusunda.
ne güzel gülümsüyordu
beklenmedik bir anda
bir bakışma bir tebessüm belki de
güneşin doğuşu gibi
aşk hep tesadüfleri mi severdi
sen mevsiminin unutulmaz telaşı
zaman duvarını aşan sarmaşık gibi
kökleri tutunmaya çalışırken
közde kendinden geçen mavi çaydanlık,
ne güzel anılar taşırdı ince belli bardaklarımıza.
çayla akıntıya kapılan küçük çöp;
salınırken bardakta, tebessümdü bir bakıma,
anlamı ne çok büyürdü gönlümüzde.
keza akşamüzeri geçerken
babam; İstiklal Marşı’nı duyduğunda
kasketini koltuk altına alıp esas duruşa geçerdi,
ezan sesini duyduğunda da ibadet için camiye giderdi…
yine tek başınayım yüreğimin kuytularında,
duygularım kürek mahkumu, firari uykularım,
dalgalar, acımasızca kıyılarımı dövüyor,
yakamozlar küsmüş, dinlemiyorlar beni,
güneş batmak üzereydi,
posta henüz ulaşmışken köye...
daha yürünecek yol vardı ya,
her şey ne kadar keyifliydi;
Aydınlar çıkmışlar bu gün pazara
Aman dikkat, gelirsiniz nazara
Dinleyecek birini de bulsun kazara
Yiyecek, giyecek mecalimiz yok
Aydınlanır, şavkı vurur çevreye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!