merakı yasaklardan büyüktü;
havuz başına varan küçük bir kızın öyküsü bu...
sular taşar, etrafın çimeni tazelenirdi durmadan,
ne o yeşil tükenirdi, ne mevsimsiz açan papatyalar.
hayat böyledir,
güneş açar hiç batmayacak sanırsın,
yağmur yağar hiç bitmeyecek.
yadsımadığım sesler süzülür
kulağımdan yüreğime her akşam
bir an kıskançlık duyar gibi olsam
onlar almadı ki sevdiklerimi derim benden
her aklıma düştüğünde
boğazım düğümlenip, nefesim kesilirken
gözlerimin dolmasını ama ağlamamayı
her şeye rağmen dimdik ayakta durmayı
şık giyinmeyi ve zarafeti sen öğretmiştin
sen gideli bugün bin doksan beş gün oldu.
hani hep sorardın ya, "Günün nasıl geçti?" diye;
geçiyordu kötü de olsa...
katlanıyordum her cefasına,
çünkü akşam sana dönmek,
boynuna sımsıkı sarılmak vardı.
an gelir;
yirmi dört saat çok gelir
bir günü yaşamak için...
an gelir;
bir ömür yetmez
mavi gömleğin nasıl da yakışırdı
hep aynı noktada beklerdin
sonra ben gelirdim
el ele tutuşur, durağa yürürdük
boş koltuk pek olmazdı otobüste
sabah gözlerimi açar açmaz
ilk mutfak penceremdeki
menekşelerime koşarım.
Dağ, taş merhamete geldi anladı
Ben derdimi sana anlatamadım
Yarınım bu günden daha zor geldi
Bugünümü sana anlatamadım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!