Sokak lambaları hızlı adımlarla geçip gitti önümden
Bir bilinmeze yol alıyorduk, aklımdaki sorularla ben
Hangi istasyonda duracaktı sancılarımız
Hangi rıhtım intiharımıza sahne olacaktı
Ve kalmış mıydı koylarına sığınacak emin bir liman
sular birikmesin yosun tutmuş yataklarda
derin eşele toprağı
sabun da yok ki; mintax ellerini sıyırır
meşe külünden beter...
iyice köpürsün, kalmasın kaplarda ilaçtan eser
Müslüme...
koş bebeğim, kaç kötü düşünenlerden
kork bebeğim kötü insanlardan
ormandan korkma; taştan, ağaçtan
kurttan, çakaldan korkma...
Doğumuna kim sevindi, iyi ki doğdun dendi mi
Uyu küçük kız, sen şimdi uyu, uyu da büyüme
Doğum gününü hiç kutladılar mı, bilen var mı tarihini,
Uyu küçük kız, sen şimdi uyu, uyu da büyüme,
Senin canını püren çalıları acıttı
Böğürtlen dikenleri kanattı ellerini
İskarpini onüç yaşında tanıdın
Sinema ve tiyatroyu
O zamanki lüks olan, Phılıps marka
Transistorlu radyodan dinledin
Aklıma düştükçe, rüyaya daldım
Serviye benzettim, dallar içinde
Bütün çiçeklerde aradım durdum
Çokca hercaiydi güller içinde
yaşamın adı bahar,
baharın adı yaşamak olsa
zambaklar çok erken açtı
gülün tomurcukları
titreşirken ayazda
böyle idi işte
bayağı zamanların endamı menekşeler açtı diye
ne gerek vardı yani akortsuz salınımlar göstermeye
bir bonsai kadar bile yeşermeyen yapraklara meyledip
en çok seninle çay içmeyi sevdim
heyecanlanınca sesinin titremesini
bir de yağmurda beraber ıslanmayı
hiç ayırmazdı yanından
dosttu, ahbaptı
kimi zaman koynunda huzur bulduğu sevgili




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!