-gene sessizlik, gene sensizlik-
ne zaman seni düşünsem bir sessizlik çöker gözlerime
içimden bir ses git der, git ve anlat olmayacak işleri
yapamıyorum, çivilenip kalıyorum bulunduğum noktaya
kendimle konuşarak öylesine, sessizce…
çalınmış kaldırımın yeni açan baharı
festival heyecanı yaşar parke taşları
kar yağan palmiyenin pür neşeli dalları
uçurum boylu serçe, çiçeği ak kanatlı
bergamot rüyasını iple çeker geceden
Otur koltuğuna, işe karışma
Aklın ermez ise benle yarışma
Bir gün gelir elbet başlar duruşma
Adama koltuk ver, koltuğa adam
uçsuz bucaksız evrenin
mor dağlarda çiçeğin
uçurumlarda gelinciğin
adı deniz olsun
eşin dostun kardeşin
sonbahar hızla sarılırken kışın kanatlarına,
ağaçlar inadına bahar ister gibiydi.
toprağa düşen yaprakları okşadı güneş son bir kez daha...
parktaki ahşap masa ve taş bank beklerken beni;
düşündükçe bir şeyler canlanıyor içimde
yüreğimde kelebekler uçuşuyor
sevinç pırıltıları ışıldıyor gözlerimde
umut düşüyor sözlerime
eski fotoğraflara baktıkça, şu an daha güzel geliyor
donuk bakışları
sırtlarında atık çuvalı
gözlerinde yitik düşler
üşürler de üşürler
geçmeyin gözlerimden
gözlerim tararken bütün doğayı
her alacakaranlık çöktüğünde
sesine doğru yalınayak koştuğum
demek sendin
yoksa yayla çiçeklerinin incisi misin
bir ay öncesiydi son aldığım gazetenin tarihi,
gazete dediysem birkaç sayfa değil yani, bir sürü...
bilmeceler, bulmacalar falan filan yani kucak dolusu;
o gün bugündür hâlâ bitmedi engellisi çengellisi.
Ağacı sev orman olsun dört yanı
Sakın vurma yaş ağaca baltanı
O fidan ki memleketin sultanı
Ağacı sev orman olsun tüm vatan
Çam, palamut, Meşe, Sedir ve Köknar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!