Gel otur söylenelim.
Gönlümüzle seslenelim.
Dünyadan murat aldık.
Yeşeren umutları başka renge boyadık.
Hep düz yürüyelim yolumuz dümdüz olsun.
Hangi dilde anlatsam hislerimi.
Sana olan sevgimi hangi aşkla anlatsam.
Sensizlikte ürperen yüreğimi hangi ateşte ısıtsam,
Hangi suda yıkasam yokluğunda kirlenen yüreğimi.
Yalnız sana vakfetsem ruhumu, benliğimi.
Semaya yükselen bir içli nağme var;
Çan,
Şofar,
Ezan hiç değil.
Arşa ulaşıyor mazlumun ahı.
Dua, niyaz, yakarış değil.
Senli yıllarım başladığında…
Geçmişin ağırlığı vardı omuzlarımda.
Hazır değildim gülmeye.
Oysa, bir bayram yeri gibi cıvıl cıvıldın gözlerimin önünde.
Gözlerine bakışımı perdeliyordu anılar.
Merhaba senem.
Sır dolu kız.
Nam-ı diğer zamane kızı.
Öyle masum duruşuna bakma,
Gizemli halleriyle gönül hırsızı.
Sen gül yeter
Yanmadan aydınlat gecelerimi
Işığının şiddetinden habersiz kadın
Yolumu sabaha ilk senle uladım.
Derdim olmaktan çoktan çıktı sokaklar
Karanlık odalar
Penceremden süzülür altın sarısı güneş.
Irmakları coşturur eriyen karların sesi.
Canlandı yüreğimde yaşam hevesi.
Çiçekli dallar rengarenk,
Yemyeşil ovaları süsledi kanola çiçekleri.
Kalbimde cıvıl cıvıl bir huzur.
Nasıl anlatayım ki seni;
Şarabın keyfi,
Huzurun membağı gibisin.
Hem hayal, Hem hakikatsin.
Hangi dalın kuşuna suyum nasip oldu.
Hangi dağın kurduna nimet sundum.
Hangi kafeste tutsak güvercinleri uçurdum.
Ki Mevla seni bana yazmış.
Yirmi birinci yüzyılın kirlenmiş masumiyetini
Biliyorum, yoldasın biliyorum.
Sana türküler gönderiyorum.
Dualar,
Sözler,
Melodiler...
can!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!