Hayal ediyorum...
Bir sonbahar akşamı,
Pencerene sığınmış bir küçük kuşum.
Ya rahmetin aşk'a döner ısıtır yüreğimi
Ya gazabın çetin çıkar yok eder beni.
Ben sana susamış bir küçük kuşum.
Hikmeti sual olunmaz Mevla'dan.
Küpeliyi de Mevla'ydı yaradan.
Bir lokma rızık ile bey gibi gezinirdi.
Karnı doyurunca it gibi gerinirdi.
Ne de olsa aslı, asaleti kıtmirdi.
Aldırmadan yaşa.
Alınganlıklar dünyasında.
Belgenin belirlediği makamlara takılma.
Zira sen mabut değilsin haşa.
Dün bebektin emekliyordun.
İnsan...
Maddeden manaya insan.
Mamadan hikmete,
Hikmetten irfana,
Hûlasa oradan erdeme insan...
Merhale merhale,
Ne misafirdir aşk ne mekanın sahibi
Sahi hissettiğim benimde senin gibi
Ne tuttu göğü aşk sütunları çökerken
Malum gülümsüyordun ben acı çekerken.
Kuşlarda bile sustu şimdi ayrılık zamanı.
Yoğun kargaşa ile geride bıraktık baharı.
Kavga nedendi ikimiz de bilemedik.
Fırtınaya değil de meltemlere yenildik.
Yalçın bir yamacın ortasıydı kaderin.
Boş yaşamayıp bari hakka bir yol açsaydın.
İnsandı suretin, hikmetti adın,
Cahille iş tutmayıp örnek olsaydın.
Yanlış bir başlangıç, yaman bir bitiş.
Söylenecek çok söz var.
Lakin divan-ı mahşere kalsın.
Ey ölüm! Ne mübareksin.
İyi ki varsın.
Kudretin var, takatin var gülmeye.
Hazır aşın var yeyip gezmeye.
Hak tez zamanda ölüm yazmaya.
Zevale götürecek ölüm var ölüm.
İmkân var, dünya malı toplarsın.
Ve bir gün rakıda usandı gada almaktan.
Ceketini, bavulunu alıp gitti.
Geriye;
Öfkeli, huysuz ve açgözlü adamlar kaldı...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!