Bu ne aşktır duyup durduğum.
Doğrudur ateşe aşık olduğum.
Her fısıltı ateş,
Her nağme güneş.
Doğrudur yangınında mesut olduğum.
Dur saki...
Doldurma, dalmışlığıma aldanıp.
İçimde ateşle buzun dansı var, seyrediyorum.
Dargın ölenlerdendir hüznüm.
Dünyayı kâr sayanlar görüyorum.
Yavaş-yavaş doldur saki.
Ne varsa ellerinde salıver gitsin…
Ufkunu kapatan her şeyi,
Kalbini karartan herkesi at hayatından.
Efkârına teslim olma.
Efkârlanma.
Bugün bayram sabahı.
Mülteci duygulardan çıktığım gün.
İltica ettiğim çorak topraklardan,
Gurbette gariplikten kurtulduğum gün.
Bugün bayram,
Tüm göz aydınlığı zamanlarımın sebebi,
Sır ömre,
Ömür zamana katılıp gitti.
Aşk kine,
Kin ihtirasa kim bilir neler etti.
Bir gün hasret, bir gün nefret gün gelip geçti.
Ruh nazdan usandı, yalnızlığı seçti.
Ne diyeyim ki sana;
Şarabın keyfi, neşe membağı gibisin.
Hem hayal, hem hakikatsin.
Gel otur söylenelim.
Gönlümüzle seslenelim.
Dünyadan murat aldık.
Yeşeren umutları başka renge boyadık.
Hep düz yürüyelim yolumuz dümdüz olsun.
Hangi dilde anlatsam hislerimi.
Sana olan sevgimi hangi aşkla anlatsam.
Sensizlikte ürperen yüreğimi hangi ateşte ısıtsam,
Hangi suda yıkasam yokluğunda kirlenen yüreğimi.
Yalnız sana vakfetsem ruhumu, benliğimi.
Semaya yükselen bir içli nağme var;
Çan,
Şofar,
Ezan hiç değil.
Arşa ulaşıyor mazlumun ahı.
Dua, niyaz, yakarış değil.
Senli yıllarım başladığında…
Geçmişin ağırlığı vardı omuzlarımda.
Hazır değildim gülmeye.
Oysa, bir bayram yeri gibi cıvıl cıvıldın gözlerimin önünde.
Gözlerine bakışımı perdeliyordu anılar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!