Çınarlar yeşerdi boz yamaclarda.
Yemyeşil yapraklar döküldü gitti.
Sinsi sırtlanlar ile kaldık başbaşa.
Aslan yurekliler sır olup gitti.
Yele verdik harman yerini.
Cenneti terk etmek üzmüyorsa.
Rab’i kızdırmak ürkütmüyorsa...
Ahret inancın yoksa üstat!
Ne diyeyim ki sana, ne söyleyeyim.
Gözyaşıyla yetinmeyip, kan akıttın.
Ne hayalin sonu var, ne sensizliğin.
Tüm uğraşlara rağmen sana ulaşamıyorum.
Uykularımda sarmaş dolaş olsam da.
Sabah sensizliğe uyanıyorum.
Zaman kavramı senden ibaret bende,
Hey gidi yar...
Sustum diye sözüm bitti mi sandın.
Küllendim diye közüm söndü mü sandın.
Ben sensiz sabaha hiç uyanmadım.
Hep sensizken sessizlik.
Ademe mahkum çaresizliğinde.
Ağlamaklı çehresinde hayatın.
Sürekli bir sevdanın yangınında,
Sessizlik...
Sessizlik...
Heyhat!
Rükû etmiş emelin imkansızın emrinde.
'na mümküne bağlanmış her seferinde.
Bilir, tanırım seni.
Ne eskiden eski,
Ne yeniden yenisin...
Sevdiceğim...
Diyorsun ki bağlarımı dağıttın.
Güllerim soldu.
Hayata dair ne varsa durdu.
Bende başlayan aşk ilk günkü gibi.
Sana dokununca titriyor kalbim,
Lambada alev misin sevgili.
Lal oluyor dilim senin yanında,
Kelama kement misin sevgili.
Ve bir gün rakıda usandı gada almaktan.
Ceketini, bavulunu alıp gitti.
Geriye;
Öfkeli, huysuz ve açgözlü adamlar kaldı...
Farkın var mı diğerlerinden bilmiyorum,
Sana dair her şeye dünden hazırım.
Bakışın kurşun gibi saplanır kalbime,
Gözlerin için ölmeye dünden razıyım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!