Taz dağı, sanki sende neyim var.
Kış geldimi garipler çehrene bakar.
Suyu veriyorsun ekmeğinden haber yok.
Ucube heybetine ihtiyacım yok.
Kırağı düşünce yavrunu, gurbete saldın.
Yalancı bir baharın narin çiçekleriyiz.
Yarım kalacak bir dua,
Bitmeyecek bir hasret,
Yalın geçecek bir hayat.
Hazin sonlu bir ömrün sahibiyiz.
Hayali bir vuslatın emekçisiyiz.
Yayılmışız yerkürenin dört bir yanına,
Deli Dolu çağlayan kanımız vardır.
Dağları eritip indik engine,
Yerinde saymayan yanımız vardır.
Kağan olup, hakan olup hesap sorarız,
Gören herkes bilir güneşin doğduğunu.
Hakikatin çift değil teklikte olduğunu.
Doğunca güneş doğunun ters yönünde.
Kıyama geçer evren tek hakikat önünde.
Zaman gelir pencerenin kolu, kulpu kırılır.
Zaman akıp gidiyor ey yar.
Kaç gün geçti sensiz yılları tamamlayacak.
Unutmak mı...
Asla.
Seni ne çok sevdiğimi ölüm bile anlayacak.
Aynı şehrin iki sokağı.
Birinde, eteğini şenlendiren kadın.
Diğerinde doğum sancılarına denk yüreğim.
Aynı havayı koklayıp.
Aynı gemilere bakarak.
Aynı günahtan nedamet duyarak.
Bir varmış bir yokmuş.
Kırlangıç misali uçuyormuş.
Ya mevsim yaz değil zamanı değil huzurun.
Ya gelmeye aşk faydası yok sükunun.
Şimdi kim bilir ne istiyordur.
Zamanda saklı sükunet.
Elbet birgün feryat duracak.
Her gelecek, maziye gebe.
Parlak aynalara bakıp beraber,
Gülen çehrelerle şen şakrak,
Hasrete gidiyormuşuz kahkaha atarak.
Kırılırsın güzel insanlar kaba.
Her türlü ihtimali kat hesaba.
Yürüdüğün yol dünyaya dair.
Dürüstlük başa bela gorülürsun hakir.
Kırarlar seni güzel huyun ne hoştur.
Sen ateş diyorsun ya,
Ateş de nedir ey can.
Geride, yaşanmadan yıllar bırakmışız.
Acıdan da acı ruh sızısını tatmışız.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!