Hastalanmışsın.
Kötü bir hastalıkla savaş veriyormuşsun.
Üzüldüm...
Yaşamın baharında olan,
Hayata zorla tutunan bir umut için üzüldüm.
Ne mi yaptık…
Kapıyı da kalbi de kapalı bıraktık.
Eskiden kalp gözüyle bakardık, vicdanla.
Şimdilerde vicdanı da adaleti de duvara astık.
Uçup giderken ömür,
Ne seyitsin, ne Seyda,
Böyle halk etmiş Hüda.
Gözlerin hep yollarda,
Nedir meramın senin.
Geldin, kalmayıp gittin,
Halden hale geçen yaşlı dünyada
Hallicesi,
Yollusu,
Yolcusu,
Varlısı,
Darlısı hepsi de mahkûm.
Gül gibisin.
Naif, nazenin.
Söylesem olmaz,
Demesem olmaz.
Kelebeğin kanadı gibi narin.
Tutsam olmaz,
Modern dünyanın eteklerindeyim.
Kaç ayrılığın başladığı,
Kaç vuslatın yaşandığı yerdeyim.
Zamansız bir ateşin tutuştuğu yerdeyim.
Sabahına huzurla kalktığım güne,
Haber ver meyhaneci.
Boşa mıdır aşklar.
Bunca gam, bunca keder,
Bunca acıya müstahak mı aşıklar.
Söyle meyhaneci.
Kaçta söner burada ışıklar.
Bir yanı bahar, bir yanı pustu.
Biçare halinden gönül meyustu.
Sen meylettikçe yüreğim sustu.
Feryadın yüzünden hayata küstü.
Aşkım yüreğinde iken sanki bahardın.
Derbeder yaşamak bana göre değil.
Yapılacak birşeyler hep var biliyorum.
Sebepleri halk eden yaradan varken,
Ben, seninle zaman kaybediyorum.
İmkansıza kapalıdır benim dünyam.
Ey yüce makamın, münkir sahibi,
Hakka zulümsün, nefsim de ne ki.
Asan bile keskin mülkiyetindeki.
Ne vahşi azamet üzerindeki.
Yek olmuş eşrafın ateş saçıyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!