Herkes gönlünce alır dünyadan heves.
Nasiptir aslolan niyete tâbi.
Elbet gayrete aşık, nasip dediğin.
Rüzgara direnen yapraklar gibi.
Bugün senden haber aldım eller getirdi.
Neredesin.
Nasılsın.
Sonsuz bir pişmanlıksın.
Hiçbir yüreğe deva olamazsın.
Vuslata ramak kala yürek yakan yangınsın.
Merhametten yoksun,
Rahm eyle Yarab!
Nasıl bir gaflete ansızın düştüm.
Oysa bu rüyayı önceden de görmüştüm.
Rahm eyle Yarab çok mahçup düştüm.
Hikmetti, Karakoçtu, Tarancı derken.
Ve bir gün rakıda usandı gada almaktan.
Ceketini, bavulunu alıp gitti.
Geriye;
Öfkeli, huysuz ve açgözlü adamlar kaldı...
Farkın var mı diğerlerinden bilmiyorum,
Sana dair her şeye dünden hazırım.
Bakışın kurşun gibi saplanır kalbime,
Gözlerin için ölmeye dünden razıyım.
Hiçbir şeyin rengi yoktur aslında.
Her rengin anası ışık ve su.
Günaha açılırdı tüm kapılarım.
Olmasaydı içimde Hakkın korkusu.
Kalk gidelim gönül biz buralardan.
Yaş gelmiş gidiyor kimin neyine.
Bir tespih al, bir fes din iklimine.
Dünyaya bağlanmak senin neyine.
Ömür döndü yarıyı, hayli bir zaman oldu.
Ey Rab!
Ruhuma çöreklenen külleri kaldır.
Ten uyuya dursun ruhumu uyandır.
Kelebekler gibi aşk'ına kanatlandır.
Ey Rab!
İnsanız hepimiz.
Hakikatte cisim, saman kadar değersiz.
Merkebe, bir öğünlük ot değil değerimiz.
Atsan atılmaz, satsan satılmaz şu cansız bedenimiz.
Çok anlam yüklüyoruz hayata.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!