Sen ateş diyorsun ya,
Ateş de nedir ey can.
Geride, yaşanmadan yıllar bırakmışız.
Acıdan da acı ruh sızısını tatmışız.
Yokluğunla tehdit etme ne olur.
Ben, seni sonsuza dek yüreğime hapsettim.
Sensiz iken emekleyen zamana,
Sabrı cemil ile koşmayı da öğrettim.
Cenk etmeyi kestirmişken gözüme,
Olsaydı sözün sözlerimi açardı
Aşk, ama olsam gözlerimi açardı.
Öyle uzakta kaldın sanki dünya karardı
Yüreğim ufkumda sana makam aradı
Sığırcık sürüleri uçtu önce,
Ufuk karardı ardından,
Filize düştü ilk dolu.
Işte bu sonun başı oldu.
Güneşi soğutmakla korkuttular.
Şaire olan hayranlığım,
Şiire olan aşkımdansır.
Ne zaman, hangi bahara uyansam,
Güzel bir şiir okuduğumdandır.
Heceler, kelimeler, duygular, hisler.
Gayrı sana ne diyeyim,
Takkenin düştüğü yerdeyiz.
Sineklerin hayasızca tuza üşüştüğü yerdeyiz.
Tasvire gerek yok, kel aleni ortada,
Sinekler leşten geçti, tuzdan yağ çıkarmada.
Öylesine bir hikaye.
Öylesine güzel bir huzur.
"O yar gelir yazı yaban gül olur.
Yüzün görsem tutulur dilim lal olur."
Her günahın tövbesi,
Her hatanın özrü aşamasındayım.
Kime zarar vermişsem özür.
Kimi incitti isem af ola.
Kime hakkım geçti ise haşir oluruz yan yana.
Yanan her ateşi bahar sayarım.
Ağır gelmezsin bana sen.
Yokluğun od olup yakar güneşimi,
Seninle kara kışı bahar yaşarım.
Yaşıyorum can yaşıyorum...
Sirkeci, Sultanahmet, adaları dolaşıyorum.
Aynada değişen suretime şaşıyorum.
Yaşamak denirse bende yaşıyorum.
Ne beşeri kanunlar tanıyor ruhum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!