Ne yağmur vardı,
Ne de aşkın havası.
Namümküne bağlanmış,
İmkânsız müptelası.
Çınarlar yeşerdi boz yamaclarda.
Yemyeşil yapraklar döküldü gitti.
Sinsi sırtlanlar ile kaldık başbaşa.
Aslan yurekliler sır olup gitti.
Yele verdik harman yerini.
Cenneti terk etmek üzmüyorsa.
Rab’i kızdırmak ürkütmüyorsa...
Ahret inancın yoksa üstat!
Ne diyeyim ki sana, ne söyleyeyim.
Gözyaşıyla yetinmeyip, kan akıttın.
Yalçın bir yamacın ortasıydı kaderin.
Boş yaşamayıp bari hakka bir yol açsaydın.
İnsandı suretin, hikmetti adın,
Cahille iş tutmayıp örnek olsaydın.
Yanlış bir başlangıç, yaman bir bitiş.
Söylenecek çok söz var.
Lakin divan-ı mahşere kalsın.
Ey ölüm! Ne mübareksin.
İyi ki varsın.
Kudretin var, takatin var gülmeye.
Hazır aşın var yeyip gezmeye.
Hak tez zamanda ölüm yazmaya.
Zevale götürecek ölüm var ölüm.
İmkân var, dünya malı toplarsın.
Hem ölüler, hem ölü seviciler çoktu.
Metaya tapınan sürüyle, mevlâyı tanıyan yoktu.
Cife sardı ortalığı ölüler sokaklarda.
Din denilen olgu sadece mezarlıkta.
Öylesine geçiyor günler.
Öylesine akıp gidiyor ömür.
Alışıyor insan yaranın sızısına.
Yüreğin ağrısına alışıyor insan.
Sönünce hakikatin ışığı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!