"Sussun silahlar" diyor yazar kapakta.
Evet...
Sussun silahlar.
Elimiz, dilimiz, gönlümüz.
Kılıçtan keskin,
Kurşundan hızlı gözlerimiz sussun mesela.
Hayatın bir köşesine çekilmiş insanlar tanıyorum.
Yaşlılar tanıyorum elbiseleri yırtık ya da yamalı.
Harama el sürmeden ömür tüketmiş.
Kendinin olmayanı almamayı şiar edinmiş
İnsanlar tanıyorum dünyayı cennete yol etmiş
İnsanlar tanıyorum öpülesi elleri kırışık, nasırlı lakin ak pak.
Uçurumun kenarında ömür dediğin.
Bir varmış, bir yokmuşsun.
Natural bir çalgının çığlığında,
Hoyratliginda hayatın var olmuşsun.
Çağlayan bir nehirdir hayat.
Zamanı yoktur ayrıldığın.
Gaybdan bir haberdir ansızın duyulan.
Yasatir seni öldürmeyen şey
İşin sonu ölümdür, budur hep unutulan.
Yol bu idi.
Han bu.
Su bu mu?
Ne o?
Kudretlim; titriyor musun?
Ölüm korkusu mu?
Yıllarımızı verdik.
Koskoca bir ömür gitti.
İstanbul büyüktü zaten,
Bak sizlerde bunu öğretti.
Umudumuz vardı
Gelin gibiydi dağlar eteğinde çiçekler
Kim kalmış kim kalacak dünya fani bir alem
Hem mihmandar hem misafir hepsi de göçecekler.
Ne Nuh Nebi, ne Süleyman'a kalmış mı ki bu alem
Gel ey keyfim…
Gel.
Konuk bir güvercin gibi uğrayıp,
Süzülüp gittin yeniden.
Ne hazırda,
Ne huzurda payım kaldı.
Gel seninle durakları dolaşalım.
Sahilde buluşalım.
Banklarda konuşalım.
Hep eskilerden bahsedelim.
Kendimizle dalga geçelim…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!