Yıllarımızı verdik.
Koskoca bir ömür gitti.
İstanbul büyüktü zaten,
Bak sizlerde bunu öğretti.
Umudumuz vardı
Tamamı ne kadar hayatın.
Kaç saat.
Kaç gün.
Kaç cenaze.
Kaç düğün.
Hayat çok kısa. Gün bugünkü gün.
İmtihanı ben çağırdım.
Öyle beylik laflar etmeseydim iyiydi.
Sırrın kapısı sımsıkı kilitli.
Anahtarı elimle itmeseydim iyiydi.
Bir kez düştü, yüzümün ar'ı.
Dörtnala geçiyor zaman ey yar.
Gittiğim her yer senle doluyor.
Varlığına ermek mümkün aslında.
Teninin kokusu ruhumda hala duruyor.
Senli zamanların izi kaldı bende.
Kim bilir kaç bahar kaldı.
Kaç mevsim daha sığar ömrüme.
Yaşarım tüm günleri bahar tadında.
Gönlümün güneşi hoş geldin.
Yorulmuşken gönül elin elinde.
Hayıflanmadan önce, dinlemek gerek geçmişi...
Hatun dediğin hay'ı, hu'yu bilecek.
Öyle endam ile işve ile gün akşam olmaz.
Kadın dediğin çekip çevirecek.
Öyle işve ile naz ile gün akşam olmaz.
Gürültüye bakıyorsun manasını bilmeden.
Cellâtların saldırıyor daha sözüm bitmeden.
Sanma ben sorumluyum bu güttüğün sürüden.
Hakkın hesabı var biliyor musun emmi?
Ne ihtiras varmış sende imandan da ileri.
Camlar, çerçeveler, perdeler.
Geçmişe dair daha neler neler.
Hiçbir şey kalmamış sana baktığım yerde.
Vuslat...
Değilse dünyada, elbet mahşerde.
Sen eşimsin, yarım kalırım sensiz.
Yoksan, dunyada da,
Ukbada da kimsesizim kimsesiz.
Yer yüzü cennet olsa, ben yaşayamam ki sensiz.
Yine sen,
Yeniden sen,
Eşyalar var palas pandıras.
Eşyalar vardır nizami.
Mesela; at ile eğeri,
Sap ile keseri,
İbrik ile leğeni gibi eşli eşyalar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!