Güneşe dair tüm hallerim, tüm hayallerim.
Solmuşsam kalınlığındandır.
Gülmüşsem nur yüzünü görmüşümdür.
Üzgünsem aramıza girenler vardır.
Direkt yada dolaylı anlatamam.
Dostluğa muhtaç olduğum anlarda gelir çay aklıma.
Öyle ise bir çay koyda içelim.
Hareket eden ömür treninden,
Şöyle bir dünyaya bakıp geçelim.
Yeis varsa; kahve de var, çay da.
Kim unutursa unutsun.
Kim kanarsa kansın.
Varsın cahiller sonsuza dek aldansın.
Bildiğim, kamil iman yanlızca ilimdedir.
Bilimden öte gerçek, sadece ölümdedir.
Mıknatıs gibiyim
Yakınsam çekiyorum.
Ya cile buluyor kendime
Ya aşk acısı çekiyorum
Her durumda
Her zaman
Çınar diye bir kavaga yaslanıp durmuşum.
Asil sanıp azmışa methiye uydurmuşum.
Çınarlar yıkılıp söğütler toremiş çoktan.
Hakikatten hayal yok, omurga yıkılmış çoktan.
De ki Mamaş söyle kim kimin nesidir.
Setretme kendini.
Yürüdüğün yol olayım.
Kaldır perdeyi, cemaline doyayım.
Ne emare var senden,
Ne varlığına işaret.
Yangın yeri yüreğim.
Cennet var bakışlarında çocuk.
Kötüler anlamaz seni.
Dünyayı, dünyalıkları versin Mevla dilediğine.
Tüm zenginlikler sendedir çocuk.
Masumiyetin görünen yüzüsün.
Cennet bakışlar bir sende çocuk.
Hep düştüğümü hatırlıyorum.
Ağladığımı…
Yokuş aşağı düşerken,
Taşlardan kaydığımı.
Ark yolun başında,
Kimsenin elimden tutmadığını,
Mevsim kışa dönmüş,
Ben bahar bekliyorum.
Biçare hissiyatım arş arz arasında.
Çelişkili duygularım eziliyorum.
İlim, irfan, izan, iman ne fayda.
Gecenin izbe yanıdır günaha şahit.
Gündüz aşikardır her şeye.
Ya yanar su iklimler boyu.
Ya inat eder susar günah korkusu.
Ecelini verir emrine amel




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!