Filmi hep beraber seyredip güldük.
Perdede gece gündüz şirinler gördük.
Ha oldu ha olacak zaman öldürdük.
Yaşamdı mücadele ne tez öldurülduk.
Ne masum başladı nereye geldi.
Ne tuhaf…
Ben dahi bilmezdim dünya denen meskeni.
Bir garip toplulukta geldim öğrendim.
Oturup seyre daldım matem yurdunu,
Acı nedir, kahır ne çektim öğrendim.
Bir gece-i kadr daha geride kaldı.
Arkası bayram olsa kaç yazar.
Her ulvi zamanın ardında
Sönük kalan anlar var.
Ne mutlu; rahmet havzında yüzene.
Gel.
Minicik ellerini uzat Çocuk.
Belki güneşi görür, ayda yürürüz.
Tüm günahlara rağmen,
Kim bilir peygamberi görürüz.
Belkide ibrahim'ine yanan yüreğini söndürürüz.
Geceden ayrılmayan bana günaydın.
Bildim artık karayı ak'ı
Musallaya bıraktım büyük sabahı
Hak berteraf eyle büyük günahı
Kapına kul, habibine ümmet olmaya geldim.
Beli bükülmüş, yaşlı, pejmürde bir adam.
Uzaklardan gelip kapıya yaslanıverdi.
Nasırlı, kırışık, titrek eliyle.
Kapının ziline dokunuverdi.
Kapıyı açtı yaşlıca bir kadın.
Üzülmeyeceğim artık.
Üzmeyeceğim seni.
Üzmeyeceğim kendimi.
Sen, sevme beni,
Ben sevmiyorum seni.
Sevgilim unutur musun beni.
Kıyısında, aşkın ile mest olduğum ırmağın,
Seni götüren sularına bakıyorum.
Sığ suların üstünde uçuşurken kuşlar,
Susamış yüreğimi sevdan ile yıkıyorum.
Nedensiz, heyecanla mırıldandığım şarkıda,
Evren senden ibaret değil...
Kim bilir belki; dünya kendi ekseninde dönüyordur.
Bilemediğimiz, unutulmuş bir yerde.
Bir çocuk, bir kelebeğe su veriyordur.
Her şey değişirken hayatta,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!