Çok değil onbeş yirmi yıl sonra.
El etek çekerken dünyadan.
Düşer mi yadına ettiklerin.
Karşılar mı seni ektiklerin.
Helalleşir mi çektirdiklerin.
Kadirsin her şeye bilirim.
Bir küçük ölüm emaresi gönderir,
Tüm savaşları bitirirsin.
Kabe'den çıkarıp namazı,
Endülüs'e ezanı yeniden getirirsin.
Kudretini sorgulamam senin.
Filmi hep beraber seyredip güldük.
Perdede gece gündüz şirinler gördük.
Ha oldu ha olacak zaman öldürdük.
Yaşamdı mücadele ne tez öldurülduk.
Ne masum başladı nereye geldi.
Ne anlamı vardı,
Nereye kadardı hatıralar.
Ne ağır yük senden kalanlar.
Ne gerek vardı.
Değer mi dünya için kendin satmaya.
Hiçbir şeyin rengine kanmış değilim.
Kemale ermiş yaşın ağırlığında eziliyorum.
Geçti ömür kadir kıymet görmeden.
Yeni yaklaşırken köklerim suya.
Nereden esti bu amansız fırtına.
Ne sen vardın, ne ben farkına.
Ne tuhaf…
Ben dahi bilmezdim dünya denen meskeni.
Bir garip toplulukta geldim öğrendim.
Oturup seyre daldım matem yurdunu,
Acı nedir, kahır ne çektim öğrendim.
Bir gece-i kadr daha geride kaldı.
Arkası bayram olsa kaç yazar.
Her ulvi zamanın ardında
Sönük kalan anlar var.
Ne mutlu; rahmet havzında yüzene.
Gel.
Minicik ellerini uzat Çocuk.
Belki güneşi görür, ayda yürürüz.
Tüm günahlara rağmen,
Kim bilir peygamberi görürüz.
Belkide ibrahim'ine yanan yüreğini söndürürüz.
Gel ey keyfim…
Gel.
Konuk bir güvercin gibi uğrayıp,
Süzülüp gittin yeniden.
Ne hazırda,
Ne huzurda payım kaldı.
Gel seninle durakları dolaşalım.
Sahilde buluşalım.
Banklarda konuşalım.
Hep eskilerden bahsedelim.
Kendimizle dalga geçelim…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!