Dünyada köprüleri geçtik de
Sırat köprüsünü nasıl geçeceğiz?
Günahı sevabı bilmedik de
Cehennem ateşinde nasıl yanacağız?
Her zaman, olduğu gibi yine yalnızdım.
Oysa ben,karanlıktan çok korkarım.
Dün gece,yine elektirikler gitti.
İçim ürperdi,kaderim gibi.
İçimi yakan,sigara dumanı değildi.
Senin yokluğundu.
Gözlerimi yaşartan,toz değildi.
Senin yokluğundu,bir tanem.
Ben bu hayatta en çok, yanlış anlaşılmaktan korktum.
Sevdiklerimi incitmekten, incinmekten korktum.
En çokta,kendimi ifade edememekten korktum.
Derdimi kimseye,anlatamamaktan çok korktum.
KORKUYORUM
Derdimi geceye bile anlatmaya korkuyorum.
Kalkar gündüze anlatır diye korkuyorum.
İçini kavurur ama susmak zorunda kalırsın.
Sessiz çığlıklarım çaresiz, gözyaşlarım dermansız.
Güneş, benim için doğdu,yıllar sonra.
Bir yıldır hasret kaldığım, kızım ve oğlum.
Sonunda, kısada olsa gördüm.
İçimde hem mutluluk, hem hüzü kaplıydı, güneş benim için doğmuştu!.
Biri var beni çok seviyor ama ben karşılıksız kaldım.
Ne kadar karşılık vermek istesem de yapamadım.
Bilmese de içten içe ben de seviyordum, sessiz kaldım.
Ona bunu hissettirmek istiyorum ama yapamıyorum.
Kimseye bir türlü yaranamadım.
Ne yaptıysam olmadı
Her yaptığım her söylediğim yanlış anlaşıldı.
Yada herkes işine geldiği gibi aldı.
Her zaman günah keçisi ben oldum.
Aldığım nefese, yaşadığım hayata küstüm.
Canim dediğim canana, sevdigim kadina küstüm.
İçimdeki ateşe, güvendiğim dağlara küstüm.
Elimi tutmadan, gözlerine bakmadan, gidişine küstüm.
Bilo, bir ahu gözlü dilbere sevdalıydı.
Sevdanın acıtan eli, dilbere değdi.
Sırma saçları belinde, güneş gibiydi.
Davetimin imzasını öyle mi bildi?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!